Yüzyıllara Meydan Okuyan Şehir: Petra, Ürdün

0
2026

Geçtiğimiz yıl yaptığım gezilerin pek azına blogumda yer verebildim henüz. Balkanlar ve özellikle Ortadoğu gezilerimi yavaş yavaş yazmaya başlıyorum.

Neredekal.com Dergi‘nin yaz sayısında yer alan Ürdün’ün incisi dünyanın yeni yedi harikasından biri Petra yazımı aşağıda okuyabilirsiniz.

Dünyanın Yeni Yedi Harikasından Biri, Petra

Beni yakından takip edenler bilerler, her yolculuğa çıkmadan önce bir hayal noktam vardır. Bazen o hayal nokta tüm yolculuğun sebebi, bazen de sadece bir durağı olur. Geçtiğimiz yıl bayram tatillerinden birinde 9 günlük bir boşluk yakalamış ve bir arkadaşımın fotoğraflarında görüp vurulduğum Petra’yı sayıklar olmuştum.

Petra, Ürdün‘ün derinlerinde bir tarihi şehir… Kızıl kumlara gömüldüğü yerden bulunmuş, yaşadığı vadiyi turist akınına uğratan, hem doğa hem de insan harikası bir şehir.

Petra’ya gitmek için Türkiye’den yola çıkıp Suriye ve Ürdün’ün büyük bölümünü geçmek gerekiyordu. Yolculuğun tamamı baska bir yazının konusu olsun.

Arap ülkelerine girdiğimiz andan itibaren bize benzerlikleri kadar farklılarına da alışmaya çalışıyordum. Bizim pide ile lavaş arasında kalmış garip ekmekleri, bol şekerle demlenen çayları, tozları, pislikleri ile Ürdün’e inene kadar Arap kültürüne uyum sağlamayı başarmıştım. Krallarına fazlasıyla bağlı görüntüleri (ülkenin her yerinde kral ve bütün kraliyet ailesinin büyük boy fotoğraflarını görmek mümkün), zengin mutfakları, sıcak kanlı insanları, Türkiye ve Türkiye’de yaşayan insanlara karşı gösterdikleri sempati ve hayranlık hoşuma gitmişti. Avrupa’nın aksine Türkiye’den geldiğim için saygı görüyordum.

Sanıldığının aksine oldukça modern bir ülke Ürdün, Suriye’den daha fazla batılılaşmış, daha fazla yabancı turist alan ve turizm değerlerinin farkına varmış bir ülke.

Tek motosikletle iki kişi çıktığımız yolculukta yılda belki de sadece bir gün karşılaşılan bir sürpriz ile karşılaşmış ve çölde yağmura yakalanmıştık. Gece, yağmur eşliğinde ulaştık Petra’ya. Tarihi şehrin yakınlarında yüzlerce pansiyon ve otelden oluşan bir köy kurulmuş. Biz de orada kalıyoruz, Avrupa fiyatlarında ama Arap standartlarında bir otel. Köy son derece hareketli, sürekli tur otobüsleri, yerli ve yabancı turistler her yeri doldurmuş, önceden rezervasyonlu gitmekte fayda var.

Ertesi sabah erkenden tarihi şehrin kapısında alıyoruz soluğu. Giriş ücreti oldukça yüksek ama kesinlikle değer. Giriş kapısından vadinin girişine kadar bahşiş karşılığı at ile yolculuk yapılabiliyor,  ancak danışma bilet fiyatına atla transfer dahil diye bilgi veriyor. Biraz ısrarla ücretsiz gitmek mümkün 😉 Biz yürüyerek gitmeyi tercih ediyoruz, atları fotoğraflamak şehrin girişini iyice hissedebilmek için.

Kızıl derin bir yarığın içinden yürüyoruz, ilk şehir kalıntısını görmek bile buraya kadar geldiğime değmis dedirtiyor. Sonrası bir masal, sonrası bir rüya… Derin vadinin içinde kayalara oyulmuş bir şehir…

1985’te Unesco’nun koruma listesine alınmış, iyi ki de alınmış. Nebatiler, Romalılar gibi farklı kültürler bu şehirde yaşamış ve şehri geliştirmiş. Sonrası ise neredeyse kayıp, taa ki 1800’lerde İsviçreli bir arkeolog şehri keşfedene kadar. Uzun süre Bedevilerin mesken edindiği şehir, koruma altına alındıktan sonra Bedeviler buradan çıkarılmış ve şehir turizme açılmış. 2007 yılında da Dünyanın Yeni Yedi Harikası arasında haklı yerini almış. Petra Yunanca’da “kaya” anlamına geliyormuş. Bu muhteşem kızıl kayaya ismini Romalılar vermiş olmalı.

20.000 kişinin yaşayabileceği büyüklükte bir şehir vadinin arasına kazınmış. Şu anda toprak üstünde olan bölümün ise sadece %5’i olduğu sanılıyor. Yaşam alanları, manastırlar, tiyatrosu, mezarları, meydanları ile koskoca bir şehir derin kayaların arasına saklanmış adeta.

Bu şehrin en sonunda ise “dünyanın sonu” var 😉 900 basamak merdiven çıkıp vadinin tepesindeki manastıra çıkmadan kesinlikle oradan dönülmemeli. Taze naneli bir bardak çay yorgunluğunuzu alacaktır.

Vadi içinde pek çok yürüme parkuru var, eğer 2 gün ayırmak isterseniz bu parkurların tamamını gezebilirsiniz. Ayrıca “night by petra” konsepti ile tarihi şehir gece de ziyarete açık, muhteşem gece fotoğrafları vereceğine eminim. Vakit kısıtı nedeniyle ben Petra’yı gece görme şansını yakalayamamıştım.

Dünyanın sonuna ulaşmak için görülmesi gereken muhteşem bir şehir; iyi organize edilmiş, iyi restore edilmiş… Görmekten, orada olmaktan muhteşem keyif aldığım bu şehri görmek için siz de hayal listenize alabilirsiniz.

Hayallerinizin gerçeğe dönüşmesi dileğiyle…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here