Hayallerin Peşinde Bir Yıl

Tam bir yıl önce 19 yıllık kurumsal iş hayatımı bırakıp artık hayallerimin peşinde koşacağım demiştim. Ve pek kimselere söylemesem de, kendime bir yıl süre tanımış, “eğer işler istediğim gibi gitmezse bir yılın sonunda kurumsal hayata geri dönerim” demiştim. Bu bir yılda neler oldu, bende neler değişti, neler yaptım, hem bir iç muhasebe hem de duygu paylaşımı olacak bu yazım, sadece merak edenler için…

Hayallerin peşinde 1 yıl
Hayallerin peşinde 1 yıl

İşi bıraktığımda yazdığım yazımı “Bundan sonra ne yapacağıma dair bir planım yok” diyerek bitirmiştim. Meğer bu cümle, benim yeni yaşantımın mottosu olacakmış, henüz haberim yokmuş.

Bir Yıl Boyunca Ne “İş” Yaptım?

İşi bırakıp bol bol dinleneyim, geç saatlere kadar uyurum, günde 5 film izlerim gibi isteklerim hiç olmadı. İşi bıraktıktan sonraki ilk iş günü ben yine sabah 09:00’da bilgisayarımın başına oturmuş, çalışmaya başlamıştım. Çalışmak deyince insanlar tam olarak ne yaptığımı anlamakta zorlanıyor, ona bir açıklık getireyim.

Seyahat Yazarlığı

İşten ayrılırken tek bildiğim daha fazla seyahat etmek ve deneyimlerimi daha çok yazmak istediğimdi. Önce blogum için, sonra da dergi, marka ve gazeteler için seyahat yazıları yazıyorum. Blogumda şu an yayında olan 607 adet yazı var, bunların 139 tanesini son 1 yıl içinde yazmışım. 10 yıldan uzun zamandır blog yazdığımı da tekrar hatırlatmış olayım. Yani yılda 40-50 yazı yazarken onu 3 katına çıkarmışım. Bu arada eski yazılarımın neredeyse tamamını yeniden düzenledim, fotoğrafları, içerikleri, yazı düzenleri… Bunlar görünmeyen ama ciddi zaman alan işler.

Bloggerlık

Önceleri daha çok yazmam lazım diye kendimi çok zorladım. Kendime yüksek hedefler koyup başaramayınca mutsuz oldum. Sonra durup kendimi dinlemek için geçen yaz tek başıma 1,5 ay Karadeniz, Gürcistan ve Ermenistan’ı içeren bir seyahate çıktım. O seyahat sırasında USD ve Euro aldı başını gitti, ben yine karalar bağladım. Tam da işten ayrılmışken ekonominin kötüleşmesinin sırası mıydı? Ekonomi sıra beklemiyordu elbette, karalar bağlamak yerine çalışmaya devam etmeliydim. Bu dönemi blogumun alt yapısının iyileşmesi, eski yazıların yeniden düzenlenmesine ayırdım. Tabii ki her yazılım projesinde olduğu gibi bir sürü aksilikler, işle ilgilenmeyen teknik insanlarla mücadeleler, planlanan takvime uymama engel oldu.

Bloggerlik işinin bir parçası da marka işbirlikleri elbette. 20’ye yakın marka ile blog ve/veya sosyal medya üzerinden çalışmalar yapmışız. Bu çalışmalar için hazırlanan sunumlar, teklifler de oldukça zaman alıyor. Üstelik 10 teklif veriyorsunuz, 1-2 tanesi işe dönüşüyor.

Eğer blog yazmayı bir meslek olarak yapıyorsanız, sosyal medyanın tüm kanallarını da etkin olarak kullanmak lazım. Video konusunda deneyimsiz ve bilgisiz bir şekilde başladığım Youtube yolculuğum, istediğim hız ve kalitede olmasa da gelişerek hala devam ediyor, umarım o konuda biraz daha mesafe kaydedebilirim.

Pazarlama Danışmanlığı

19 yıllık kurumsal hayatımın 15 yılı pazarlama alanında geçti. Buradaki deneyimlerimi de hiçe saymamak için pazarlama, pazarlama iletişimi, dijital pazarlama gibi konularda ihtiyacı olanlara danışmanlık hizmeti verdim. Bu kısım hem birikimimi kullanabildiğim hem de pazarlama dünyası ile bağımı devam ettirdiğim alan oldu. Uzun süreli, seyahatlerime engel olacak danışmanlık projeleri yerine, kısa süreli, proje bazlı işleri tercih ettim.

Çok Gezen Turları

İstanbul’da ve Türkiye’de geçirdiğim zamanlarda takipçilerim ve gezmeyi sevenler ile hem buluşma hem de gezme fırsatları yaratmak için bir seyahat acentesi ile birlikte turlar düzenledik. Bol bol İstanbul, Kars ve Frigya’yı Çok Gezenler ile birlikte gezdik.

Peki Değirmenin Suyu?

Herkesin aklındaki soruyu biliyorum, çünkü ara ara soranlar da oluyor: “Bu yaptıkların ile para kazanabiliyor musun?”. Kurumsal hayatta kazandığım paraları kazanmıyorum, zaten hedefim beni geçindirecek ve seyahatlerime devam etmemi sağlayacak asgari rakama ulaşabilmekti. Şu an o asgari rakamı yakaladım. Bu rakam herkes için farklı olacaktır eminim, eğer siz de böyle bir yola çıkmayı düşünerek bu yazıyı okuyorsanız kendi rakamınızı kendiniz belirleyebilirsiniz.

Tüm bunlar yaşanırken seyahatlerime ara vermedim, Danimarka, Yunanistan, Gürcistan, Ermenistan, Ukrayna, İzlanda, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Macaristan, Meksika seyahatlerim oldu. Gezdikçe yazmaya devam ettim.

İçimde Kopan Fırtınalar?

İçimde kopan fırtınalar
İçimde kopan fırtınalar

İşin matematik kısmından uzunca bahsettim, biraz da duygusal kısmından bahsedeyim.

Yukarıda anlattıklarımı yaparken evden hatta yerden bağımsız çalıştım. Evin balkonu, salonu, kimi zaman bir dağ başı, kimi zaman bir dere kenarından. Ben kafelere gidip çalışmaya hiç ihtiyaç duymadım, herkesin yoğurt yiyişi farklı elbette. Evde veya seyahatte bulunduğum yerde sakin bir köşe bulup çalışmak bana çok daha verimli geldi.

Kurumsal hayatta sizi sürekli bölen toplantılar, telefonlar, tepenize dikilen arkadaşlar, sorusu olanlar olmayınca ne kadar verimli çalışılabildiğini deneyimlemiş oldum. Bilgisayarın başına oturup saatlerce hiç yerimden kalkmadan çalıştığım, kaldığım hosteldeki oda arkadaşlarımın beni yerimden zorla kaldırdığı zamanlar çok oldu.

Bence evden veya tek başına çalışmanın en zor yanı motivasyonunu sürekli yüksek tutmak. Kendi hedeflerini kendin koy, kendi kendini takdir et, kendi kendini zorla, gerekirse cezalandır veya ödüllendir. Sanırım benim en zorlandığım kısım burası oldu bu bir yıl boyuca. İnsanın tek başına motivasyonunu yüksek tutmasının da ne kadar zor olabildiğini tecrübe etmiş oldum. Çok uğraşıp sonuç alamadığım veya bir engele takıldığım durumlarda herşeyi kendi kendime çözmek zorunda kaldım. İşte bu noktada dostlar, arkadaşlar, kocamın desteği beni ayakta tuttu. Bütün geceyi uykusuz geçirdiğimde ertesi gün bir dostumla kahve içip sıkıntımı atmanın kıymetini böylece anlamış oldum.

Kurumsal hayatta son 15 yılım yöneticilik ile geçmişti, ve ben strateji verip yönlendirme yaptığımda işleri yapan ekip arkadaşlarım vardı. Tasarımcısı, ürün yöneticisi, dijital pazarlamacısı, kurumsal iletişimcisi, editörü, video prodüktörü, raporlamacısı, CRMcisi… bunların hepsi farklı roller ve uzmanlıklar idi. Ancak ben artık blogger olacağım dediğim noktada hepsi ile tek başıma uğraşmaya başladım. “Sevil yazıyı hala bitirmedin mi, daha tamamlanacak videoların ve cevaplaman gereken röportaj soruların seni bekliyor” derken buldum kendimi. E-posta gönderilecekse tasarımı, kodlaması, içeriği hepsini halletmem gerekiyordu. Bunlarla uğraşırken geçmişte ekiplerimde çalışan insanlara zaman zaman haksızlık ettiği de kabul ettim, göründüğü kadar kolay değilmiş bazı işler.

Bu arada neredeyse her girişimcinin hikayesinde okur/duyarsınız, en yakınınızda en çok destek olacağını düşündüğünüz arkadaşlarınız bu süreçte size hiç destek vermezken, kırk yıl düşünseniz aklınıza gelmeyecek insanlar her konuda omuz atabiliyor.

Bu bir yılın bana en fazla öğrettiği şeyler; kendime fazla yüklenmemeyi öğrenmek ve sürekli plan yapmayı bırakmak oldu. Plan yapıp o planın gerçekleşmemesi benim dışımda o kadar çok değişkene bağlı ki, ben plan yaparken zaten o plan çoktan çökmüş oluyor. Bu yüzden esnek olmayı, pek çok konuda hiç olmadığım kadar rahat olmayı öğrendim.

Bundan Sonrası?

Bundan sonrasında benim hayatımın yazmak üzerine devam edeceğini artık biliyorum. Yine ” kafamda bir sürü proje, fikir, hayal var” tıpkı bir yıl önce olduğu gibi. Bir yıl önce bu yola çıktığımda çok daha heyecanlı hatta gergindim, şimdi çok daha rahatım, biliyorum ki “herşey çok güzel olacak”.

En önemli mesajı en sona sakladım, geçtiğimiz bir yıl HAYATIMIN EN MUTLU VE HUZURLU YILI idi. Bu mutluluğu ve huzuru kaybetmeden yolumda devam etmek tek isteğim.

Bu yolculukta her zaman bana destek olan canımın içi kocam Özgür Uzun’a ve ne zaman motivasyona ihtiyacım olsa yanımda olan dostum Gülşah Ayhan’a sonsuz teşekkürlerimle….

Yolda kalın!

11 YORUMLAR

  1. Her zaman hayallerinin peşinde koşmaya devam et Sevilcim. Arada engeller çıkacaktır, ama eminim ki sen oğlak azminle herşeyin üstesinden geleceksin.

    Yollarda görüşmek dileğiyle.

    Sevgiler

  2. Sevil’cim bundan sonrasında da herşey gönlünce olsun. Önemli olan para kazanmak değil iç huzuru ile yaşamak. Sen işi bırakırken bunu zaten biliyordun, geçirdiğin bir yıl bunu doğrulamış oldu. Az olsun, öz olsun ve iş saatlerine kendin karar ver. Ancak işi bırakınca daha çok çalıştığımız bir gerçek 🙂

  3. Sevilcim, “iç huzur paradan önemlidir” benim yazıdan çıkardığım en önemli mesaj oldu. Yazılarınla, gezilerinle daha nice insana yol gösterici, fikir verici pozisyonunda olmaya devam edeceğine eminim. Gidilecek elbet daha çok yol var. Yolun her daim açık olsun🙏 Sevgiler

CEVAPLA

Yorumunuzu yazın
İsminizi yazın