8 Günlük Omo Vadisi Gezisi | Etiyopya

6
3888

Etiyopya‘ya asıl geliş nedenim Omo Vadisi ve burada yaşayan kabileleri görmekti. Etiyopya’ya giderken uçak biletini ucuza yakalayınca düşünmeden alıp sonra Omo Vadisi fiyatlarını görünce bileti iptal mi etsem diye düşünmüştüm. 5000usd teklif verenler dahi oldu Omo Vadisi Turu için…

Araçla gidip uçakla dönecek şekilde 7 günlük bir Omo Vadisi turu ayarlamıştım. Normalde tur 8 günlük idi ama ben uçakla döndüğüm için 1 gün kazanmış oldum. Böylece Türkiye’ye dönüş uçağıma yetiştim. İlkel kabileler, ulusal parklar, bambaşka yaşamlarla dolu Omo Vadisi seyahatimle ilgili tüm detayları bu yazımda okuyacaksınız.

Omo Vadisi Turunda Yol Arkadaşlarım

Yol arkadaşlarımdan biri İspanyol Jose; Madrid’de özel bir şirkette kuryelik yapıyormuş. Yılda birkaç ayını seyahat ederek geçiriyor. Tazmanya’dan Nepal’e, Namibya’dan Kolombiya’ya çok yer gezmiş. Etiyopya’da da 25 günü var, Omo Vadisi ile başlamış gezmeye. İngilizcesi yok denecek kadar az, tarzanca anlaşmaya çalışıyoruz.

Diğer yol arkadaşımız ise Amerika’dan Ciro. Kendi rafting firması varmış. 3 ay ölü sezonda geziyor. Etiyopya’ya o da 24 gün ayırmış. Omo Vadisi son durağı. 2002 yılında Londra’dan Dar-es-salam’a Overlander ile seyahat etmiş. İspanyol’a göre daha sessiz ama tatlı bir adam. Bu üçlü olarak genelde seyahatimiz sanki geçiyor. Ancak dün Dorza köyünde başka bir amerikalı ile karşılaştık, rotamız aynı, aynı otelde kalıyoruz. Çok gürültülü ve sürekli konuşan tam bir amerikalı.

Yolun güzel yanlarından biri dünyanın farklı köşelerinden farklı kültürlerinden arkadaşlar edinmek için harika fırsatlar yaratması!

Omo Vadisi’nde 8 Günlük Seyahat Programı

Omo Turu 1. Gün

Omo Vadisi için 19 Şubat Pazar günü Addis Ababa’dan yola çıktık. İlk durağımız ise Beyaz Meryem anlamına gelen ve Lalibela kralı tarafından yapılan ama bitmemiş olduğu için Lalibela kadar etkileyici olmayan Abadi Maryam Kilisesi oldu. Lalibela’yı gördükten sonra burayı görmenize gerek yok. Tabii ben bir gruba dahil olduğum için standart planda kalmak zorunda kalıyorum.

Abadi Maryam Kilisesi

İkinci durağımız Tiya Antik Alanı oldu. Burada 700-900 yıllık taş mezarlar var, Unesco korumasındaki alanlardan biri imiş.

Tiya Antik Alanı

Öğle yemeği Tajira şehrinde. Bir otelde. Lokal yemek ve etten uzak durunca yine pilava talim. Ama Lalibela’da yediğim pilavı mumlu aradım.

Shashamane yol üstünde geçtiğimiz şehirlerden biri idi. Bob Marley’in buraya gelmesi ile popüler olmuş. Jamaika Kilisesi filan açılmış. Maruana filan bulmak için uygun bir yermiş 🙂 Burada ayık kalmak için yedikleri Çad adında bir bitki var. Coca yaprağı gibi çiğniyorlar. Tadı ot gibi ama uyarıcı etkisi varmış.

İlk gün son durağımız Awasa şehri oldu. Özetle aslında bütün günü yolda geçirmiş olduk. Yol üstünde de birkaç durağımız oldu.

Omo Turu 2. Gün

Awasa’da kahvaltımızı eder etmez Fish Market dedikleri balık pazarına geldik. Burada herşey son derece ilkel. Kolay kolay midem kalkmaz ama burada yapılan balık çorbası, balık kızartması bana bile çok geldi. Zaten geldiğimin ikinci gününden beri pilavla besleniyorum 🙂 Awasa (Hawasa) Gölü’nde hipopotam da varmış, görmek için bot turları var ama çok uzaktan izlenebiliyormuş, daha önce yakından hipo gördüm nasılsa diye hiç düşünmedim ama aklınızda olsun diye yazıyorum.;)

Awasa Gölü kıyısındaki balık pazarı

Alaba şehrinde bir kahve molası verdik. Buraya özgü tepesi yüksek şapkalarla fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedim tabii. Kahveye aroma vermesi için bir ot batırıyorlar. Oldukça güçlü bir kokusu var, ne olduğunu bilmiyorum ama kahvede iyiydi.

Abaya gölü kıyısına indiğimizde toprak birden verimli hale geldi. Muz, mango, domates tarlaları Arba Minch’e kadar devam ediyor. Arba Minch’e gelmeden önce dağ yoluna saptık ve Dorze kasabasını görmeye gittik. Dorze kasabası file benzeyen evleri ile meşhur. Evleri, yerel dokuma atölyelerini gezip yerel içkileri ve ekmeklerini tadıp Arba Minch’e doğru yola koyulduğumuzda hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı. Dağ yolunda dans ederek yolumuzu kesen çocuklar bahşiş koparmak için kelimenin tam anlamıyla takla attılar.

Dorze’ye Arba Minch’ten gelmek için yerel otobüsler var, 17km. Ya da oradaki Lodgelardan birinde kalmak isterseniz sizi havaalanından yada istediğiniz yerden alıyorlarmış.

Konaklama Arba Minch Ezana Otel’de. Yine çalışmayan bir internetle mücadele ettikten sonra uykuya dalmışım.

Omo Turu 3. Gün

Arba Minch’teki kahvaltıdan sonra 08:30’da hareket. Bu Etiyopyalıların rahatlığına hala alışamadım. Kahvaltı siparişi almaları için epey bekledim. Kahvaltı geldi çay gelsin diye bekledim. Hizmet sektöründe kat etmeleri gereken çok yol var. Lalibela’da söylediğim kahve 40dk sonra gelmişti. Burada normal yani 🙂

İlk durağımız Nec Sar Ulusal Parkının içindeki Chamo Gölü. Gölde hipopatam ve timsahlar var. Ayrıca endemik pek çok kuş ve bitki de tabii. Uzun zaman sonra yeniden hipo görmek iyi geldi, özlemişim 🙂 Tabii burada Kenya ya da Güney Afrika’daki gibi sürüsüyle göremedik, en fazla 4 kişilik bir aile. Gölde 1,5 saatlik bir boy turundan sonra Omo Vadisi’ne doğru yola koyulduk.

Konso şehrinde yemek molası verdik. Buranın özelliği teraslama yöntemi ile tepelik alanlarda tarım yapılması. Bu özelliği ile Unesco korumasına alınmış. Ayrıca burada tahtadan yapılan insan figürlü mezar taşları da yapılıyormuş, onları görmedik belki dönüşte.

Yol kenarında artık kabile kıyafetli köylüleri görmeye başladık. Bölgede toplam 16 kendine özgü kabile varmış. Alduba köyünde Omo’daki ilk pazarımızı görmek için durduk. Burası ağırlıkla Hamer kabilesinin olduğu bölge. Saçlarına kızıl topraktan minik rastalar yapan kabile kadınlarının yanı sıra erkekler de renkli boncuklardan yaptıkları vücut takıları ile dikkat çekiyor. Pazar yerinde birden bu farklı dünyaya adım atmış olmanın biraz şaşkınlığı içindeyim. Fotoğraflarının çekilmesinden aslında hoşlanmıyorlar. Ama her fotoğraf için de 5Birr alıyorlar. Onlar nasıl bize farklı görünüyorsa biz de onlara farklı görünüyoruz. Özellikle çocuklar bu “beyaz” insanlara dokunmak için etrafımızı kaplıyor. Köyün birkaç erkeği 3.4. Eşleri olmam için evlenme teklif ediyor. Burada çok eşlilik var ne yazık ki.

Köylüler pazar yerinde haftalık ihtiyaçlarını alıp satıyor. Ancak çeşit o kadar az ki… Gerçekten fakirlik ve yokluk içindeler. Biz ise onları seyretmeye gitmişiz, durum çok hoşuma gitmese de sonuçta onlara da belki biraz faydamız oluyordur diye düşünüp kendimi avutmaya çalışıyorum.

Konaklama Turmi Köyü‘nde Turmi Lodge otelde. Otel fena değil, savananın ortasında kuş/hayvan sesleri içinde. Ama odada ve heryerde çılgınca sivri sinek var. Yanınızda mutlaka sprey ya da sinek kovucu götürün. Yatağın üstünde cibinlik var ama cibinlikle yatmaya alışkın olmayınca bütün gece açıldı mı sinek girdimi diye savaşıp durursunuz 🙂 Akşam bu güzel hava ve manzara şerefine birkaç şişe St.George birası içip kendimi uykunun ve sinek vızıltısının kollarına bırakıyorum 🙂

Omo Turu 4. Gün

Omo bölgesine geldiğimizden beri hava çok sıcak. Otelden çıkmadan güzelce güneş kremlerimi sürüyorum yoksa süt beyaz olduğum için yanıp kavrulabilirim 🙂

Bugün rotamızda Omorate var. Yol boyu artık insan ve hayvan sürüleri çok azaldı, yerini termit kulelerine bıraktı. Termitler hepsini yedi mi acaba?

Omo nehri üzerinden yerel bir bot ile geçerek Dassenech kabilesine ulaştık. Hamerlerden farklı saç stilleri ve kıyafetleri ile bu kabile Kenya’dan göç etmiş. Zaten Kenya sınırına çok yakınız. Köyü gezerken bitmez tükenmez “5Birr Foto” sesleri ve peşinizde fotoğraf çektirip para almak işin dolaşan bütün bir köy dolusu insan. Bu duruma alışmam lazım sanırım, bundan sonraki kabile ziyaretleri de böyle olacak gibi…

Omo nehrini geçmeden önce immigration ofisine kayıt yaptırmanız gerekiyor. Bir sürü sticker arasında Varuna Gezgin stickerini görüncek tanıdık birini görmüş gibi mutlu oldum, kendi stickerimi de hemen yanına yapıştırdım.

ÖKÜZ ATLAMA TÖRENİ – TURMİ

Turmi’de kahve ve yemek molası verip biraz dinlendikten sonra günün diğer yarısını öküz atlama töreni izlemek için harcadık. Tören evlilik öncesi damadın gücünü kanıtlamak için yapılıyor. Atlamadan önce köyün kadınları şarkılar ve danslarla damadı yüreklendiriyor.

Bu sırada kadınlardan bazıları evlenmemiş erkeklerden kendilerini kırbaçlamalarını istiyor. Yerel rehbere de sordum neden böyle birşey yapıyorlar diye ama çok net bir açıklama alamadım. Ayrıca araştıracağım. Dans eden Kadınların sırtlarında derin kırbaç yaraları oluşmuş ve yeni kırbaç vuruldukça yeni yaralar oluşuyor. İzlemesi bile tüyler ürpertici, neden böyle birşey yapar ki insan kendine 🙁

Sırtı kırbaç izleriyle bir Turmi kadını

Tören için kişi başı 600Birr ~ 27usd ödedik. İstediğimiz kadar fotoğraf/video çekmek dahil bu fiyata. Normalde kişi başı 5Birr istiyorlar.

Kadınların danslarından sonra daha geniş başka bir alana yürüdük. Burası damatların (ikiz erkek kardeşler evlenecekti) öküzlerin üstünden atlayacakları yer. Önce damatları kutsamak için bir şeyler yaptılar, sonra da çocukları çırılçıplak soyup yan yana dizilmiş öküzlerin üstünden atlamalarını izledik. Düşmeden öküzlerin üstünden geçtiklerinde evlenmeye hazır sayılıyorlar.

Öküz atlama töreninde başarılı olmuş bir erkek

Gerçekten ilginç bir deneyimdi. Tören her zaman yapılmadığı için de çok şanslıydık. Tabii bizim gibi pek çok turist bu deneyimi izlemek için oradaydı.

Köyün genç kızları beyaz kadın görünce peşimi bırakmıyor. Tshirtten bilekliğe güneş gözlüğünden şala kadar üstümde ne varsa istiyorlar. Kızlardan biri bütün gün hiç yanımdan ayrılmadı, aynı dili de konuşamıyoruz ama sürekli iletişim kurmak için dokunuyor, elindeki sopa ile dürtüyor. O kadar da güzel ki… Bu arada gerçekten yokluk içindeler. O yüzden insanın yüreği kaldırmıyor. Keşke evde kullanmadığım yüzlerce şeyi buraya getirmiş olsaydım diye düşünmeden edemiyorum. Türkiye’de de ihtiyaç sahibi çok insan var, onlara dağıtmak en iyisi.

Akşam yine Turmi Lodge’da konakladık. Otelin bahçesinde tırmanmalık bir tepecik vardı. Gün batımı için oraya tırmandık. Yol arkadaşlarımla iyice kaynaştık. Bulutlar yüzünden günü batıramadık ama muhteşem manzara, kuş sesleri ve hafif rüzgar günü bitirmek için harikaydı. Tepeden inerken dev bir yılanla karşılaştık. Otel görevlileri tehlikesiz olduğunu söylediler ama bu kadar büyük bir yılanı ilk kez gördüm.

Akşam yemekte yerel ekmek Njera ve yemek sisha ile güne nefis bir kapanış yaptık. İlk gün midemi bozan şeyin ne olduğunu hala bulamadım ama bu kez Njera dokunmadı, mutluyum.

Omo Turu 5. Gün

Turmi’den 40-50 km uzaklıktaki bir köye yerel pazarı görmek için yola çıktık. Bugünki varış noktamız Jinka olacak.

Keyafa pazar ziyareti günümüzün ilk aktivitesi oldu. Bana kabilesi evli ve bekar kadınları saçından ayrılabilirsiniz. Bekar kızların saçları erkeklerinki ile aynı oluyormuş. Bana kızları 15-19 yaşları arasında istedikleri erkekle birlikte olabiliyormuş. Böylece evlilik için tecrübe kazandıklarına inanıyorlar. Erkekler birden fazla kadınla evlenebiliyor. Kadınlar evlenmeden önce hamile kalırsa doğan çocuk kötü şans sayıldığı için öldürülüyormuş ve bunu çok normal buluyorlar. Eğer 6 aydan itibaren çocuğun dişleri alttan çıkmaya başlıyorsa bu da öldürülme nedeni.

Rehberimiz 20 yaşında olmasına rağmen çok aklı başında. İnsanlara, olaylara, turistlere bakış açısı o yaştaki biri için çok olgun. Diğer yandan burada çocuklar çok küçük yaşta çalışmaya başladıkları için bizdekiler gibi 40 yaşında hala çocuk kalmıyorlar sanırım.

Keyafa’dan sonra Jinka’ya doğru yola devam. Öğle yemeğinden sonra Ari kabilesinin köyüne gittik. Sıradan bir köy hayatı, son birkaç gündür gördüklerimizin üstüne pek ilginç gelmedi. İnjera pişirdim köyde, bayağı kolay 😉

Omo Turu 6.Gün

Bugün en önemli kabilelerden biri olan, dudaklarına taktıkları tabaklarla ünlenmiş ve hala göçebe yaşayan Mursi kabilesini görmek için Mago Ulusal Parkı‘na yolculuk.

Mursilerin agresif olduklarını okumuş, duymuştum. Ulusal Park’ta fotoğraf molası verdiğimiz yerde bir Alman turist grubu da vardı. Çırılçıplak yürüyen 3 Mursi’nin fotoğtafını çektiler. Sonra nedenini anlamadığımız şekilde bir itiş kakış başladı. Rehberimiz Mursilerin sarhoş olduğunu ve fotoğraf için daha fazla para istediklerini söyledi. Ne kadar doğru bilmiyorum.

Mago ulusal parkında aslan, fil, zürafa gibi hayvanlar da yaşıyormuş. Biz birkaç kuş ve babun dışında birşey görmedik.

Mursi kabilesi ziyaretinden keyif aldığımı söyleyemem çünkü bunun turistik bir aktivite olmadığını anlatan rehberimize rağmen bütün kadınlar ve çocuklar bizim için vücut boyaları sürmüş, takılarını takmış bekliyorlardı. Sürekli fotoğraflarının çekilmesi için çekiştiren sinirli olmaları ile meşhur Mursi kabilesinin içinde pek mutlu olmadım. Zaten birkaç fotoğraf çekip gidip arabaya oturdum daha fazla tacize uğramamak için.

Mursi Kabilesi kadınları dudaklarına taktıkları tabaklarla ünlüler. Bu tabakları “güzel görünmek” için takıyorlar. Tabağı olmayan kadınla hiçbir erkek evlenmek istemiyormuş, bu nedenle bütün kadınların dudaklarında tabak oturtmak için bir kesik var. Tabağı sürekli takmıyorlar tabii, tören zamanları, özel günlerde… Zaten o tabakla yaşamak eminim çok zordur.

Öğle yemeğini Jinka’da yedikten sonra Konso’ya doğru yola koyuluyoruz. Konso bu gezideki son durağım 🙁

Konso’da kaldığımız Kanta Logde bu gezide kaldığımız en güzel oteldi. Gelenekse Konso evlerinden yapılmış, kocaman çiçeklerle dolu bir bahçesi var. Çalışanlar çok ilgi ve güleryüzlü, gecelik fiyatı 70usd civarında.

Omo Turu 7. Gün

Geleneksel Konso evlerini görmek için Gamole kasabasına doğru güne başladık. Konso teraslama sistemi Unesco Kültür Mirasları arasında. Köy dahi kendi içinde teraslanmış 3 kattan oluşuyor. Köylülerin buluşma ve depolama noktaları olan komün evleri ve törenler için kullandıkları meydanlar da oldukça ilginçti.

Köyden çıktıktan sonra Konso Müzesi’ne gittik. Konso’nun önemli özelliklerinden biri de köyde kahraman saydıkları (bir düşman ya da vahşi hayvan öldürmesi gerekiyor) kişinin mezarı için Waka adı verilen totemler yapmaları. Totemler çalındığı için mezarlıklardan toplanıp müzeye getirilmiş.

Waka Heykelleri

Addis’e uçacağım Arba Minch son durak. Benim gece uçağım olduğu için uçakla döneceğim. Grubun kalanı 1 gün daha yola devam edecek. Uçakla dönmek oldukça mantıklı çünkü yol bütün gün sürerken uçak 1 saatte yolu alıyor. Gelirken de aynı yolu kullandığımız için uçak çok işime geldi.

Arba Minch – Addis uçağı 15:40’ta yol arkadaşlarımdan ayrılıp havaalanına geldim. Jose değil ama Ciro tekrar görmek isteyeceğim bir arkadaş olarak kalacak benim için.

Ve bir yolculuğun daha sonu… Sabah 04:00 İstanbul’a dönüş. Etiyopya bugüne kadar gördüğüm yerlerle kıyaslayınca oldukça farklı bir ülke. Gerçekten ilkel yaşam süren kabileler, yokluk, yoksunluk, bir yanda da yeni dünya düzenine ayak uydurma çabaları…

8 Günlük Omo Vadisi Gezisi Fiyatı Ne Kadar?

Omo Vadisi için ilk araştırma yapmaya başladığımda 2 haftadan kısa turları kimse önermiyordu. Zaten çok az turun 7-8 günlük tur programları vardı. Ve fiyatlar da çok yüksekti. İletişime geçtiğim firmalar hemen kişiye özel tur paketleri öneriyordu ve verilen fiyatlar 3000 usdler civarında idi. Etiyopya gitmiş tanıdığım kim varsa tek tek sorarak sonunda bir tur ayarladım.

Dediğim gibi aslında 8 günlük tur almıştım ama dönüşü uçakla yaptığım için 1 gün kazanmıştım. Benden de ekstra para almadılar uçuş için. 4×4 araç, şoför, rehber, giriş ücretleri, yatak ve kahvaltı dahil, 3 kişilik bir grupta kişi başı 1200usd ödedim. Bu turu aldığım için Addis’te iki gün şoförlü araç, iki gün konaklama, havaalanı transferi gibi ekstraları da ücretsiz verdiler. Artık ne çok kazandılarsa üstümden 🙂 Turu aldığım firmanın adı Ethiopian Tour & Travel ETT.

Yolda tanıştığım pek çok yabancıdan bu firmanın Etiyopya’nın en çok sayıda tur yapan firması olduğu ve fiyatlarının da çok iyi olduğunu duydum. Gitmeyi düşünenlere kesinlikle öneririm.

6 YORUMLAR

  1. Omo Vadisine gitmeyi ben de çok istiyorum, verdiğin bilgiler ve tur işime yarayacak… Diğer yandan yerlilere şal, kıyafet vs velirse o zaman özgün yaşam değişmez mi sence de?

    • Aldıklarını senin benim gibi kullanmıyorlar, bir şekilde kendi hayatlarına adapte ediyorlar. Bu arada özgün yaşam eninde sonunda mutlaka bozulacak, modern insanla biraraya geldikçe bu risk artıyor. Yani en kısa zamanda gidip görmek lazım 🙂

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here