Her yıl 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece, Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesine bağlı Çakırözü Köyü’nden Kocatepe’ye doğru anlamlı bir yürüyüş gerçekleştiriliyor: Zafer Yürüyüşü. Büyük Taarruz’un başladığı Kocatepe’ye uzanan yaklaşık 14 kilometrelik güzergâh, yalnızca bir yürüyüş parkuru değil; Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından birine tanıklık etmiş Zafer Yolu.

Başkomutan Tarihi Milli Parkı - Kocatepe Atatürk Anıtı
Başkomutan Tarihi Milli Parkı – Kocatepe Atatürk Anıtı

Bu yıl biz de eşim, abim ve yeğenimle birlikte Zafer Yürüyüşü’ne katıldık. Gece yarısı başlayan yaklaşık 14 kilometrelik yürüyüşümüz sabaha karşı Kocatepe’de sona erdi. Saatler boyunca karanlıkta yürürken aklımızda sürekli aynı düşünce vardı: “104 yıl önce bu yolu çok daha ağır şartlarda yürüyen Mehmetçik acaba neler yaşamıştı?” Ve yürüdükçe, Büyük Taarruz’un ne büyük bir fedakârlıkla kazanıldığını biraz olsun anlamaya başladık.

Zafer Yürüyüşü nedir?

Zafer Yürüyüşü, her yıl Büyük Taarruz’un yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Afyonkarahisar’a bağlı olan Şuhut’un Çakırözü Köyü’nden Kocatepe’ye gerçekleştiriliyor.

Günümüzde yürüyüşün yapıldığı bu güzergâh, 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece Şanlı Türk Ordusu’nun Kocatepe’ye ilerlediği tarihî Zafer Yolu ile ilişkilendiriliyor. Şuhut Kaymakamlığı da Kocatepe’yi, Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’u sevk ve idare ettiği, 1874 metre rakımlı ve Afyon Ovası’na hâkim tepe olarak tanımlıyor.

2026 yılında gerçekleştirilen yürüyüş, 22. Zafer Yürüyüşü oldu. Afyonkarahisar Valiliği’nin açıklamasına göre yürüyüşe askerî personelin yanı sıra gençler ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen binlerce vatandaş katıldı.

Büyük Taarruz öncesinde neler oldu?

Zafer Yürüyüşü’nün anlamını anlayabilmek için biraz geriye, 1922 yılına gitmek gerekiyor.

Kurtuluş Savaşı’nın en kritik aşamalarından biri olan Büyük Taarruz için hazırlıklar uzun süre büyük bir gizlilik içinde yürütüldü. Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılının Haziran ayında taarruz kararını verdi. Temmuz ayında Akşehir’e geçerek hazırlıkları ve birlikleri denetledi; taarruz planı üzerinde yapılan son değerlendirmelerde harekâtın 26 Ağustos’ta başlatılmasına karar verildi.

Artık hedef belliydi: Yunan ordusunun Anadolu’daki savunma hattını kırmak ve kesin sonuca ulaşmak. Ve bunun için bütün hazırlıklar tamamlandı.

Mustafa Kemal Atatürk Kocatepe’ye nasıl geldi?

25 Ağustos 1922

Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte Şuhut’a geldi. Şuhut’taki karargâhta Büyük Taarruz’un son hazırlıkları ve planlamaları yapıldı. Ardından 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece, Türk ordusunun birlikleriyle birlikte Çakırözü üzerinden Kocatepe’ye doğru ilerledi. Bugün bu hazırlıkların yapıldığı bina Atatürk Evi olarak hizmet veriyor, ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.

Bugün Zafer Yürüyüşü’nde yürüdüğümüz yol işte bu tarihî güzergâhın izlerini taşıyor. Şuhut Kaymakamlığı da Atatürk’ün 25 Ağustos gecesi Şuhut’taki karargâhtan Çakırözü üzerinden Kocatepe’ye ulaştığı güzergâhı Zafer Yolu olarak tanımlıyor.

Bunu bilerek gece yarısı Çakırözü’nden yola çıkmak, yürüyüşün anlamını bambaşka bir noktaya taşıyor. Çünkü siz yalnızca bir dağın zirvesine yürümüyor, 104 yıl önce aynı gecede Kocatepe’ye ilerleyen ordunun izinden gidiyorsunuz.

Büyük Taarruz Kocatepe’de başladı

26 Ağustos 1922 sabahı…

Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa ve I. Ordu Komutanı Nureddin Paşa, Kocatepe’deydi. Büyük Taarruz’un saat sabaha karşı 04.30’da başlaması planlanmıştı. Ancak yoğun sis nedeniyle harekâtın başlangıcı biraz gecikti ve saat 05.35’te topçu ateşiyle Büyük Taarruz başladı.

Kocatepe’den Türk ordusunun harekâtını sevk ve idare eden Mustafa Kemal Paşa, savaşın en kritik anlarından birini burada yönetti. İlk günlerde Türk ordusu Yunan savunma hatlarını yararak hızla ilerledi. 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunan ordusunun önemli bir bölümü savaş dışı bırakıldı.

Zaferin ardından Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Eylül’de verdiği emir ise tarihe geçti:

“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Türk ordusunun takip harekâtı sonucunda 9 Eylül’de İzmir, 10 Eylül’de ise Bursa işgalden kurtarıldı. Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutladığımız büyük zaferin yolu işte Kocatepe’den başlayarak Dumlupınar’a, oradan da İzmir’e uzanıyordu.

Biz Zafer Yürüyüşü’nü nasıl yaptık?

Gelelim bizim yürüyüşümüze…

eşim, abim ve yeğenimle birlikte Zafer Yürüyüşü'ne katıldık

Biz eşim, abim ve yeğenimle birlikte Zafer Yürüyüşü’ne katıldık. Burdur’dan kendi aracımızla Şuhut’a geldik. Önce Şuhut’ta Atatürk Evi ve Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi’ni gezdik, oradan 6 km mesafede bulunan yürüyüşün başlayacağı Çakırözü Köyü’ne geldik.

Gece saat 00.00 civarında Çakırözü Köyü’nden yürümeye başladık. Önümüzde uzanan yolun büyük bölümünü yalnızca el fenerlerinin ve telefon ışıklarının aydınlattığı bir ortamda yürüdük. Etrafımızda ise Türkiye’nin farklı yerlerinden gelmiş binlerce insan vardı. Kimi genç, kimi çocuklarıyla gelmiş, kimi bizim gibi ailesiyle yürüyordu. Ama herkesin amacı aynıydı: Kocatepe’ye ulaşmak.

14 kilometrelik yürüyüşümüz yaklaşık beş saat sürdü. Yol boyunca zaman zaman yokuşlar ve engebeli bölümler ve yorulduğumuz anlar oldu. Ve tam da o anlarda insanın aklına ister istemez 1922 geliyor. Biz günümüz şartlarında, spor ayakkabılarımızla, uygun kıyafetlerimizle, yanımızda suyumuzla ve yürüyüş için hazırlanmış bir güzergâhta bile zorlanırken; Kahraman Türk Ordusu bundan 104 yıl önce savaşın ortasında, çok daha ağır şartlarda bu yollardan ilerlemişti.

İşte Zafer Yürüyüşü’nün bence en etkileyici tarafı da burada başlıyor. Yürüdükçe tarihi okumaktan çıkıp biraz olsun hissetmeye başlıyorsunuz.

Bu bölgedeki şehitlikleri görmek, orada bulunmak gerçekten çok etkileyici. Bir kaç günlük bir plan ile Başkomutan Tarihi Milli Parkı – Afyon Kocatepe & Kütahya Dumlupınar hattını mutlaka görmenizi öneririm. Şuhut’ta

Sabah Kocatepe’ye ulaştığımızda…

Yaklaşık beş saatlik yürüyüşün ardından sabaha karşı Kocatepe’ye ulaştık. Yorgunduk. Ama aynı zamanda tarifsiz bir duygu içindeydik. Çünkü biraz önce yürüdüğümüz yolun sonunda, 26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz’un sevk ve idare edildiği yere gelmiştik.

Güneş henüz doğmamıştı. Etrafımızda binlerce insan vardı. Herkes sessizce Kocatepe’deki Atatürk Anıtı’na doğru ilerliyordu. Ve o anda bütün yürüyüşün anlamı bir anda çok daha güçlü hissediliyor. Kocatepe’de bulunan Atatürk Anıtı’nı ziyaret ederek yürüyüşümüzü tamamladık. Anıta baktığımızda, saatlerdir yürüdüğümüz yolun tarihini düşünmeden edemedik.

104 yıl önce burada bulunan insanlar, bizim bugün yaptığımız yürüyüşü bir zafer yürüyüşü olarak değil, bir vatan mücadelesinin parçası olarak gerçekleştiriyordu.

Burada okumamış olanlar için Nazım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı Destanı şiirini mutlaka okumalarını öneririm. Oradan bir alıntı yapacağım, her seferinde tüylerim diken diken olarak okuyorum.

KUVAYI MİLLİYE’DEN
Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri
Kim bilir onlar ne kadar büyük
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adini bilmiyordu
yalnız, Yunan’dan önce ve Seferberlikten evvel
geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.

Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: “Uc” dediler,
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun basına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.
Nazım Hikmet

Zafer Yürüyüşü zor mu?

Açıkçası, evet.

Yaklaşık 14 kilometrelik güzergâhı birkaç saatte tamamlamak profesyonel bir yürüyüşçü değilseniz kolay değil. Üstelik yürüyüş gece başladığı için karanlık, yorgunluk ve hava koşulları deneyimi biraz daha zorlaştırabiliyor. Ama yürüyüşün temposu kişiden kişiye değişiyor. Biz de kendi tempomuzda, zaman zaman dinlenerek ve birbirimizi motive ederek ilerledik. Bence buraya gelirken önemli olan hızlı yürümek ya da yürüyüşü bir spor performansına dönüştürmek değil.

Asıl mesele, bu yolu yürümek ve Kocatepe’ye yani zafere giden yolun başladığı noktaya ulaşmak.

Zafer Yürüyüşü’ne katılmak

Zafer Yürüyüşü, yalnızca profesyonel yürüyüşçülere yönelik bir etkinlik değil. 2026 yılında da askerî personelin, gençlerin ve Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen binlerce vatandaşın katıldığı yürüyüşe tanıklık ettik. Bireysel olarak kendi aracınızla Şuhut veya Çakırözü Köyü’ne gelerek yürüyüşe katılabilirsiniz.

Çakırözü Köyü'nde düzenlenen etkinlik
Çakırözü Köyü’nde düzenlenen etkinlik

Çakırözü’nde yürüyüş öncesinde çeşitli etkinlikler de düzenleniyor. 2026 programında kahramanlık türküleri, yöresel ikramlar, Komando Andı ve Türk Silahlı Kuvvetleri video gösterimi gerçekleştirildi; ardından Kara Kuvvetleri Bandosu ve Tarihi Tören Takımı eşliğinde yürüyüş başladı. Dolayısıyla Zafer Yürüyüşü’nü yalnızca birkaç saatlik bir yürüyüş olarak düşünmemek gerekiyor. Bu, tarihî bir atmosferin içinde yaşanan bir anma ve hatırlama deneyimi.

Şuhut Atatürk Evi
Şuhut Atatürk Evi

Şuhut!a gelmişken Atatürk Evi’ni ve Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi’ni de ziyaret edin, biz erken gelip oraları da görmek için vakit ayırdık.

Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi
Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi

Şuhut Belediyesi Çakızözü’ne dönmek isteyen yürüyüşçüler için pek çok noktadan servis araçları organize etmiş. Dönüşte biraz karmaşa olsa da başladığımız noktaya bu servislerle dönebildik.

Zafer Yürüyüşü’ne giderken ne giymeli?

Bizim deneyimimizden yola çıkarak birkaç küçük öneri verebiliriz.

Öncelikle rahat ve ayağı vurmayan bir yürüyüş ayakkabısı şart. Gece yürüyüşü olduğu için küçük bir kafa feneri veya el feneri de çok işe yarıyor.

Hava koşullarına göre katmanlı giyinmek, yanınıza yeterli su almak ve yürüyüş boyunca temponuzu korumak önemli. Gerçi belediyenin pek çok noktada ücretsiz su istasyonları vardı. Taşımak istemezseniz o da çok iyi bir çözüm.

Bir de en önemlisi: İlk kilometrelerde kendinizi fazla zorlamayın. Önünüzde yaklaşık 14 kilometrelik bir yol var ve asıl hedef Kocatepe’ye sabaha karşı ulaşmak.

Kocatepe’ye yürümeye değer mi?

Bize sorarsanız kesinlikle değer.

Çünkü bu yürüyüşün sonunda sadece fiziksel olarak bir mesafe kat etmiş olmuyorsunuz. Bir geceliğine de olsa kendinizi 1922 yılının Ağustos gecesine taşıyorsunuz. Çakırözü’nde başlayan yürüyüş boyunca attığınız her adım sizi Kocatepe’ye biraz daha yaklaştırırken, tarihin de içine giriyorsunuz. Ve sabaha karşı Kocatepe’ye ulaştığınızda, yorgunluğun yerini bambaşka bir duygu alıyor.

Belki Büyük Taarruz’u ve o günlerde yaşananları tam anlamıyla hissedebilmek mümkün değil. Ama en azından o büyük fedakârlığı biraz olsun anlamak için yürümek gerekiyor. Biz bu yıl eşim, abim ve yeğenimle birlikte Zafer Yürüyüşü’nü yaptık. Yaklaşık 14 kilometre yürüdük. Gece yarısı yola çıktık, sabaha karşı Kocatepe’ye ulaştık. Ve o gece bir kez daha anladık ki bazı yollar yalnızca bir yerden başka bir yere götürmüyor. Bazı yollar tarihe çıkıyor.

Başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımızın bağımsızlığı için mücadele eden tüm kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Ne mutlu Türk’üm diyene! 🇹🇷

"Çok okuyan mı bilir çok gezen mi?" diyerek yola çıktım, hala cevap arıyorum. Hayallerimin peşinden yolculuklara çıkıyor, deneyimlerimi blogumda, gazete ve dergilerde paylaşıyorum. Gezmeyi, okumayı, yazmayı ve hayal kurmayı seviyorum.

Yorumunuzu Yazın