48 Saatte Hatay | Hafta Sonu Hatay Gezisi

2
4065

Hafta sonu gezileri benim yoğun iş temposunun içinde nefes aldığım, yenilendiğim geziler. Bu nedenle ay içinde bir veya iki tane hafta sonu gezisi yapmaya çalışıyorum. Ülkemizin lezzetleriyle meşhur şehirlerinden Hatay ve Hatay il merkezi olan Antakya hafta sonu kaçamağı için harika bir alternatif. Cumartesi sabah gidip Pazar akşam dönmeli yaklaşık 48 saatte hafta sonu Hatay gezimizin notlarını bu yazıda bulacaksınız.

48 Saatte Hafta Sonu Hatay

Kısa süreli seyahatlerimde zamandan kazanmak için genellikle araç kiralıyorum. Hatay seyahatimde de havaalanından alıp havaalanına bırakacak şekilde araç kiralama yaptım.

1. Kahvaltı için Döver Köyü Hammuşun Yeri 

Sabah havaalanından aracımızı alır almaz kahvaltımızı yapmak için Harbiye Şelalelerine birkaç kilometre uzaklıktaki Döver Köyü’ne gittik. Havaalanından Döver Köyü yaklaşık 40km civarında idi. Döver Köyü küçücük bir köy ama doğal Hatay kahvaltısı ile ün salmış. Facebook sayfamdan gelen yorumlara istinaden Hammuşun Yeri olarak bilinen kahvaltıcıya gittik. Tamamen kendi yaptıkları organik kahvaltılıklar (zahter, sürk peyniri, eritme peyniri, reçeller, mezeler…) ile masayı donattılar, önce gözümüz sonra midemiz bayram etti.

Döver Köyünde Hammuşun Yeri dışında bir de Yusuf Dayı’nın yerini önerdiler. Oraya gitmedik ama Harbiye Şelalelerinin döküldüğü vadiye bakan bir manzarası var, o yüzden Hammuşun Yerinden daha iyi bir manzarası olduğu için tercih edilebilir.

2. Harbiye Şelaleleri

Harbiye şelaleleri

Harbiye bir zamanlar Antakya’nın sayfiye yeri imiş, özellikle Helen ve Roma döneminde burada zenginlerin köşkleri varmış. Antakya’ya sadece 6 km mesafede olması da Harbiye bölgesi için şans olmuş. İrili ufaklı pek çok şelalenin döküldüğü vadinin çevresinde aynı zamanda ipek böcekçiliği de yapılırmış. Şimdi Harbiye Şelalelerinin üstüne bolca cafe-restorant kurulmuş, görecek şelale kalmamış, pisliği de cabası. Hataylılar bana kızacaklar ama ilk kez Harbiye’ye gittiğimde de çok hayal kırıklığına uğramıştım, yine uğradım. Şelalelerin çevresinde de güzel yemekler bulabileceğiniz yerler varmış ama denemedim.

Harbiye’de ayrıca ipek işleri bulabileceğiniz çok sayıda mağaza var. Hatay ipeğinden üretilmiş şallar, hediyelikler çeşit çeşit ve farklı fiyat seçenekleriyle bulabilirsiniz.

3. Vakıflı Köyü

Vakıflı Köyü Ermeni Kilisesi

Vakıflı Köyü Türkiye’nin tüm nüfusu Ermenilerden oluşan tek köyü imiş. Portakal ve mandalina bahçeleri arasında köye ulaşıyoruz. Etraftaki diğer köylerin aksine bu köy pırıl pırıl, bahçeleri çok bakımlı.

Köyün içinde bir Ermeni Kilisesi var, girip gezebilirsiniz. Ayrıca kilisenin hemen yanında köyde yaşayanların ürettikleri defne ürünleri (yağı, sabunu), zeytin ürünleri, el yapımı şaraplar bulabileceğiniz satış noktası var. “Vakıflı” markası ile Türkiye çapında da satışlarına başlayacaklarmış.

Vakıflı Köyü Samandağı’na 5 km ancak oldukça bozuk bir dağ yolu.

4. Hıdırbey Köyü ve Musa (Çınar) Ağacı

Vakıflı’ya sadece birkaç kilometre mesafede ise Hıdırbey Köyü var. Bu köyün özelliği köyün merkezindeki devasa çınar ağacı. Musa Ağacı olarak bilinen bu ağacın Hz.Musa’nın asasını vurduğu yerde çıktığına inanılıyor. Çınar ağacının yanından akan derenin kenarına güzel bir çevre düzenlemesi yapmışlar. Köy kooperatifinin el yapımı ürünlerinin satışının yapıldığı bir çarşıları var.

Hıdırbey Köyü’ne gidilince Katıklı yenir, dere kıyısındaki çay bahçelerinin herhangi birine oturup köydeki kadınların pişirdikleri Katıklı’nın tadına mutlaka bakmalısınız.

Hıdırbey Köyü’nden Samandağ’a kadar olan yolu “Defne Yolu” olarak çizmişler. Hem bölgeyi turizme kazandırmak hem de yöre halkının ürünlerini tanıtmaları için güzel bir hareket olmuş.

5. Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası

Vakıflı Köyü’nden Çevlik sahiline doğru ilerlerken etrafta pek çok kalıntı görmek mümkün. Çevlik çok uzun zaman çok önemli bir liman şehri imiş, bu nedenle bu çevrede antik pek çok yerleşim olmuş. Titus Tüneli, milattan sonra 1.yüzyılda inşa edilmiş, Çevlik-Samandağ liman şehrini su baskınlarından korumak amacıyla yapılmış. 1380 metre uzunluğunda ve ortalama 7 metre yüksekliğindeki tünelin bir kısmını kolayca yürüyebiliyorsunuz.

Ayrıca tünelin olduğu bölüm mezarlık olarak kullanılmış. Beşikli Mağarası adıyla geçen kilise ve çevresinde pek çok antik mezar bulunuyor. Müze kart ile giriş yapabiliyorsunuz. Güzel bir yürüyüş patikası var.

Türkiye’de gördüğüm en ilginç yerlerden biri olan Titus Tüneli mutlaka rotanızda olmalı.

Daha önceki Hatay ziyaretimde gördüğüm St. Simon ve Hz. Hızır Türbesi de bu bölgede ancak bu kez buralara uğramadık.

Hatay gezilecek yerler yazıma göz atmak isterseniz tıklayın. 

6. Antakya Uzun Çarşı

Titus Tüneli’ni gördükten sonra biz Antakya’ya geri dönmek üzere yola koyulduk. Çünkü Antakya Uzun Çarşı içinde yer alan dükkanların çoğu Pazar günü kapalı oluyor. Biz de çarşıyı hareketli iken görmek, aynı zamanda Hatay’a özel ürünleri almak için çarşı kapanmadan Antakya’ya dönmek istedik.

Uzun Çarşı Antakya’nın alışveriş merkezi diyebiliriz. Peynircilerden ayakkacılara bakırcılardan sepetçilere kadar pek çok farklı ürünü burada bulabilirsiniz. Ayrıca Hatay’ın çeşit çeşit baharatları ve kahvaltılıklarını almak için en iyi yer burası.

7. Çınaraltı Yusuf Usta Künefe

Hatay deyince akla gelen ilk yiyecek künefe, künefe deyince akla ilk gelen yer ise Yusuf Usta. Uzun Çarşının içindeki avlulardan birinde yer alan Yusuf Usta’ya künefesini yemek için tabii ki tekrar uğradım. Koca bir tepside pişen künefeyi isterseniz fıstıklı ve dondurmalı da yiyebilirsiniz, ki ben öyle yaptım.

8. Antakya’da Akşam Yemeği – Anadolu Restaurant

Uzun bir günün ardından heyecanla beklediğimiz akşam yemeği vakti geldi. Hatay mutfağı farklı kültürlerin bir araya gelmesi ile çeşitlenmiş lezzetlenmiş bir mutfak. Biz akşam yemeği için aslında Sveyka Restaurant’a gitmek istemiştik ancak Kasım 2017’de tadilat nedeniyle kapalıydı, umarım en kısa zamanda tekrar açılır ve muhteşem lezzetlerini tatma şansı buluruz. İkinci tercihimiz Konak Restaurant idi ancak orada da nişan varmış. Üçüncü seçenek olarak Anadolu Restaurant’ı önerdiler. Bu saydığım yerlere Cumartesi akşamı gitmek için rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

Anadolu Restaurant'ta humus ve zahter
Anadolu Restaurant’ta humus ve zahter

Anadolu Restaurant Antakya’nın eski merkezinde bir konak ve bahçesinde hizmet veriyor. Hatay mutfağındaki tüm meze ve kebapları burada bulabilirsiniz. Biz kağıt kebabı, zahter, tuzlu yoğurt, babagannuş (abagannuş), oruk (Hatay usulü içli köfte), zeytin salatası ve tabii ki humus sipariş ettik. Kağıt kebabı, humus ve zahter benim favorilerim. Humus’u seviyorsanız tereyağlı da deneyin, parmaklarınızı yiyebilirsiniz.

9. Antakya’da Kahvaltı – Kavinn Butik Otel

Kavinn Otel

Antakya’da konaklama için eski Antakya eski merkezinde yer alan Kavinn Otel‘i tercih etmiştik. Yine eski bir konağın restore edilmesi ile otele çevrilmiş burası, şirin bir butik otel. Biz oda+kahvaltı ayarlamıştık oteli ama burası aynı zamanda dışarıdan gelenlere de kahvaltı hizmeti veriyor. Hatay mezeleri kahvaltıya da girmiş ve çok da güzel olmuş. Yine zahterli, zeytin salatalı, çeşit çeşit peynirli ki benim en sevdiğim kısımlardan biri bu, nefis bir kahvaltı ettik. Kahvaltımızı yaptığımıza göre artık yeniden kendimizi sokaklara atma vakti geldi…

10. Antakya Sokakları ve Eski Antakya Evleri

Antakya’nın eski şehir merkezi dar sokakları ve eski Antakya evleri ile keşfedilmeye değer. Ara sokaklarda restore edilmiş konakların bir kısmı otel veya restorana dönüşmüşken yıkılmaya yüz tutmuş binalarla bir arada bir mozaiğin parçaları gibiler. Eski Antakya’nın sınırını Asi nehri belirliyor. Asi’den şehrin sırtını verdiği yamaçlara kadar eski evlere rastlamak mümkün.

Eski Antakya’da mutlaka görülmesi gereken yerler:

  • Kurtuluş Caddesi: Burası dünya üzerinde ışıklandırılan ilk cadde imiş.
  • Habib-i Neccar Camii: Kurtuluş Caddesi üzerindeki bu camii Türkiye sınırları içinde inşa edilen ilk camii olma özelliğini taşıyor. Camii ismini Hz.İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu nedenle yaşamını kaybeden Habib-i Neccar’dan almış. Ayrıca camii içinde Hz. Yunus ve Hz. Yahya’nın türbeleri bulunuyor.

Habib-i Neccar Camii

  • Havra: Yine Kurtuluş Caddesi üzerinde yer alan Havra halen Musevi Cemaati tarafından kullanılmaktadır.
  • Katolik Kilisesi: Burası da Kurtuluş Caddesi üzerinde yer alıyor. Aynı cadde üzerinde ve çok yakın mesafelerde 3 mukaddes dinin ibadethaneleri barış içinde bir arada.
  • Ortodoks Kilisesi: Kudüs’ten sonraki en eski kiliselerden biri burası. Cemaat dışında ziyarete açık değil.

11. Affan Kahvesi ve Haytalı

Affan Kahvesi
Haytalı

Yine Kurtuluş Caddesi üzerinde şehrin en eski kahvelerinden biri Affan Kahvesi. Kahvenin bir özelliği de Haytalı adı verilen tatlısı. Haytalı, altında muhallebi, üstünde dondurma ve gül suyu ile servis ediliyor. Benim çok damak tadıma hitap etmedi, sevenleri çok.

12. Antakya’da Öğle Yemeği – Pöç Kasabı

Antakya’nın en meşhur kebapları tepsi kebabı ve kağıt kebabı. Bu kebapların yapılma şekli ise bildiğimizden biraz farklı. Bir kasaba gidip kaç gram etten kebap istediğinizi söylüyorsunuz, onlar gözünüzün önünde eti hazırlayıp tepsiye dizip fırına gönderiyor. Kebap fırında pişip kasaba geri geliyor, kebabınızı kasapta yiyorsunuz.

Tanıştırayım tepsi kebabı

Kulağa biraz garip gelse de Antakya’da yediğim tepsi kebabı yediğim en güzel kebaplardan biri. İlk gelişimde Sağıroğlu kasabına gitmiş ve tepsi kebabına aşık olmuştum. Bu kez Vedat Milör’ün meşhur ettiği Pöç Kasabında yedim ve yine bayıldım. Antakya’dan tepsi kebabı yemeden sakın ayrılmayın.

13. Hatay Müzesi

Hatay Müzesi daha önce şehir merkezinde idi. Yeni yeri şehir merkezine 5 km kadar uzakta. Çok daha büyük bir sergi alanı ile yeni müze çok güzel olmuş. Sergi alanı olarak dünyanın en büyük, sahip olduğu mozaik eserler bakımından ise dünyanın 2. mozaik müzesi imiş.

Şahane mozaikler dışında bölge tarihine ışık tutan pek çok eseri de müzede bulmanız mümkün. Birkaç saatinizi mutlaka müzeye ayırmanızı öneririm. Kasım 2017’de müzenin hala açılmamış bölümleri vardı, eminim önümüzdeki dönemde çok daha iyi olacak.

14. St. Pierre (Aziz Piyer) Kilisesi ve Cehennem Kayıkçısı Haron

St. Pierre Kilisesi Antakya şehir merkezinden Reyhanlı yönüne doğru 3km kadar devam ettiğinizde bulabilirsiniz. Habib-i Neccar Dağı eteğine kurulmuş olan kilise dünyanın ilk kiliselerinden sayılıyor ve bu nedenle Papa tarafından Hristiyanlar için Haç yeri olarak ilan edilmiş.

Kiliseden tepeye doğru çıkan patikalardan 200 metre kadar yukarıya çıkarsanız kayalara oyularak yapılmış olan cehennem kayıkçısı Haron heykeline ulaşıyorsunuz. Şu an herhangi bir tabela yok, biz el yordamı ile bulduk.

Bizim akşam uçağımız geç olduğu ve altımızda da araç olduğu için İskenderun’a gidip Petek Pastanesi’nde künefe yiyip bir de İskenderun döneri yiyip geri döndük. Ancak İskenderun tarafına ayrıca gelip o taraftaki antik yerleri de görmek istiyorum.

2 günü Hatay’da dolu dolu geçirip kürkçü dükkanına geri döndüğümüzde aklımızda güzel yemekler, güzel insanlar, etkileyici tarihi eserler, uçsuz bucaksız mandalina bahçeleri kalmıştı. Müslüman, Ortodoks, Katolik, Musevi, Ermeni, Arap, Türk, Kürt hepsinin bir arada barış içinde yaşadığı Hatay tüm Türkiye hatta tüm dünyaya örnek olacak bir şehir, barışın şehri… Mutlaka vakit ayırıp Hatay’ı görün.

Yolda Kalın…

 

 

 

 

 

 

 

2 YORUMLAR

  1. Bahsettiğin tüm yerleri bende yaklaşık 2 tam gün içerisinde gezmiştim. 81 il içerisinde ilk 5’te olacak bir şehir benim için. Ben ilave olarak St. Simon manastırına da gitmiştim ki sen zaten daha önceki gittiğinde ziyaret etmişsin orayı. Tepede ve biraz uzak ancak mistik bir havası var. Paylaşımın gayet güzel olmuş.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here