Ege’de Keyif, Ayvalık ve Cunda

6
6493

Martı Dergisi’nin Haziran sayısında yer alan yazımın ikinci bölümü Ayvalık ve Cunda idi. İstanbul’a yakın tatil yerleri için ilk önerim de Ayvalık ve Cunda olmuştu.

İşte Cunda’ya Yolculuğumun Notları

Perşembe günü sabah erkenden ayaktayız. 07:30’daki İDO Yenikapı-Bursa feribotu ile yolumuzu kısaltıp zaman kazanmaya çalıştık. Unutmadan söyleyeyim, tek motosiklet iki kişi takıldık rüzgarın peşine düştük yola.

Feribotta olduğunuz süre zarfında yağan sağanak yağmur bizi biraz korkutsa da Ayvalık’a kadar hiç yağmura yakalanmadan yağmur havasını koklayarak geldik. Cunda’da baktığımız oteller oldukça pahalıydı o yüzden Ayvalık’ta bir pansiyon ayarlamıştık. Eski Ayvalık’ın olduğu bölgede Rum evlerinden biriydi otelimiz. Eski hali korunmaya çalışılarak yenilenmiş yamuk duvarları ve eğik tavanı ile çok keyifliydi. Odanın önündeki terastan Cunda ve adalar manzarasına kuş sesleri ve rengarenk çiçekler eşlik ediyordu.

Ayvalık kelimenin tam anlamıyla bir tatil kasabası. Aradığınız herşeyi bulabileceğiniz, dar sokaklarında tatlı bir tatil telaşı var. Kısa bir Ayvalık turu yaparak bu sahil kasabasının keyiflerini yakalamaya çalışıyoruz. Elbette en başta Ayvalık Tostu ile başlıyoruz. Yolcuğun ardından tam bir enerji deposu 🙂 Ayvalık tostu keyfinden sonra Cunda’ya geçtik. Yapay olarak ana karaya bağlanmış olan bu adanın asıl adına dair pek çok rivayet var ancak, resmi olarak Ali Bey Adası olarak anılıyor. Ali Çetinkaya anısına adaya bu isim verilmiş.

Cunda da küçük sahil kasabası hayallerimi karşılayabilir ancak İstanbul’a yakınlığı nedeniyle çok kalabalık olması onun listede yer almamasına yetti. Öyle kalabalık ki balıkçı köyü dediğimiz bu yerde restaurantlarda akşam yemeği için rezervasyonsuz yer bulamıyorsunuz. İnsanlar da haklı buraya gelmekte, öyle güzel mezeleri var ki parmaklarımı yedim demek az kalıyor. Ahtapot söğüş ve deniz börülcesi her zamanki gibi favorilerim. Onlara bir de “sıcak ot”  dedikleri bir yemek eklendi ki tadından yenmez, çok ama çok lezzetli bir ot yemeği. Egede ot yemeklerinin tadı bir başka. Foça’da da benzer mutluluklar yaşadık 🙂

Gezginin notu: Cunda’da mutlaka SICAK OT yemeği yiyin.

Eski Cunda evleri, sahil boyu, incik boncuk satıcıları, balık restaurantları hepsi öyle güzel biraraya gelmiş ki, bir de önlerine Ayvalık ve adalar manzarası katılınca tadına doyulmaz olmuş. Bana pek güzel görünen bu manzaraya Koç ailesinin desteği ile yeldeğirmenleri eklenmiş. Yıkıntılar restore edilmiş, adanın tepesinden  manzaraya bakan şirin bir cafe ve değerli bir kütüphane eklenmiş: Selim ve Necdet Kent Kitaplığı, Cunda’ya gelip de görmeden dönülmemeli.

Ayvalık ve Cunda’nın kedileri meşhur.  Sayıca çok olduklarından birbirleri ile kavga etmeden duramamışlar, yavruların çoğu yaralı bereli. Cunda’da dolaşırken bizi yağmur yakalıyor, diğer turistler gibi biz de Taş Kahve’ye sığınıyor, limonlu adaçayımızı yudumlayıp çatısına yuva yapmış kırlangıçları seyredip yağmurun dinmesini bekliyoruz. Sakızlı dondurma, lokma derken tatlı hevesimizi de alıp güzel manzaralı pansiyonumuza geri dönüyoruz.

Cunda’yı hakkıyla gezmek için bir gün yeterli görünüyor. Hem eski sokaklarını dolaşıp hem güzel bir balık keyfi yapın, hem de tepesine tırmanıp değirmende manzaranın keyfini çıkarın. Eğer zamanınız varsa adanın uzak koylarında deniz keyfi de sürebilirsiniz. Biz gittiğimizde hava yağmurlu olduğundan bunları yapamadık.

Ertesi sabah manzaraya karşı kahvaltımızı yapıp Şeytan Sofrası’na doğru yola koyuluyoruz. Şeytan Sofrasının Hikayesi‘ni aşağıdaki fotoğraftan okuyabilirsiniz. Burada yapılan birkaç ritüel var, Şeytan’ın ayağı olduğuna inanılan çukura para atmak bunlardan biri 🙂

Sabah erken saatler olduğu için tur otobüslerinin kalabalığına yakalanmadan birkaç fotoğraf çekip Foça’ya doğru yola koyuluyoruz. 135 km yolumuz var, hava açık güzel bir bahar günü…

Cunda için Öneriler

Cunda’ya gitmeden önce yine bir liste hazırlamıştım kendime, sizin de işinize yarayabilir.

  • Cunda’da Taş Kahve’de limonlu adaçayı içilecek.
  • Cunda’nın kedileri meşhurmuş. Bol bol foto çekilecek. Sokaklarında gezilecek.
  • Değirmenden gün batımı izlenecek.
  • Yıkık kilisiden  manzara izlenecek.
  • Selim ve Necdet Kent Kitaplığı ziyaret edilecek.
  • Cunda’nın arka tarafındaki Çataltepe’de denize girilecek.
  • Lokma yenilecek.
  • Özel küllahlı dondurma yenilecek.
  • Çift kaşar domates ayvalık tostu yenilecek.
  • O kadar yedikten sonra Hayat Bahçesi’ne gidip ev yapımı şarap içilecek.
  • İncikçi boncukçularda dolaşılacak.
  • Biberiye çayı içilecek.
  • Kelle peyniri, İncir reçel, Rum böreği yenilecek.
  • Papali balığı denenecek.
  • Cunda Balıkevi’nde yemek yenilecek.

Cunda Balık Evi sahilde değil, bir iki sokak içeride ama Cundanın en güzel restoranlarından biriymiş. Rezarvasyonlu gitmekte fayda var, yer olmuyor.  Gerçekten yer bulamadık, bizi Cunda Hayal Evi otelinin restaurantında ağırladılar. Çok tatlı sahipleri var, bizi çok iyi ağırladılar.

6 YORUMLAR

  1. Ayvalik’a gidenler icin yemek onerisi Yoruk Mehmet’in Yeri’ni tavsiye edebilirim. Sahilde Gumruk’un orada. Kime sorsaniz gosterirler. Diger adi Sehir Kulubu idi yanlis hatirlamazsam. Oradaki mezeleri baska hic bir yerde yemedim. Sadece meze yemek icin bile oraya gidebilirim.

  2. Ayvalik Sehir Kulübü, Yörük Mehmet’in Yeri Hakkinda: Son derece kallavi bir hesabin ardindan bir ikrami cok gören, yemek ardindan cay-kahveyi belki ücreti mukabilinde icip icmeyecegimi dahi sormayan, iletisime kapali servis elemanlarini barindiran ancak yemekleri son derece lezzetli olan bir restoran. Servisi düzeltseler 9/10 olacak yer.

  3. Ayvalık cundaya geldiyseniz mutlaka yapılması gerekenler listesine dalış aktivitesinide ekleyin Ayvalık Türkiye’nin en iyi dalış noktalarına sahiptir. Blog okuyucuları ayvalık cunda tatillerinde ayvalikdalis.com adresinden dalış hakkında bilgi alabilirler.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here