Diyarbakır’la ilgili yazılan metinlerin çoğu surlarla açılış yapar. Bunun için haklı bir sebepleri var; UNESCO, yaklaşık 5 kilometrelik sur hattını ve Dicle Nehri’ne uzanan bahçeleri 2015 yılında tek bir kültürel peyzaj alanı olarak koruma altına aldı. Ben bu defa şehre farklı bir eşikten, edebiyatın penceresinden adım atmanızı öneriyorum. Zira Türk edebiyatına yön veren üç büyük usta bu topraklarda doğdu. Sur içinde, birbirine yürüme mesafesinde yükselen müzeler onların hatırasını yaşatmaya devam ediyor. Çantanıza bu isimlerin birer eserini eklediğinizde, geziniz adeta canlı bir okuma deneyimine dönüşüyor.

Sur İçinde Durak Durak
1. Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi
1910’da Diyarbakır’da dünyaya gelen şairin çocukluk günlerini geçirdiği bu yapı, 1733 tarihli geleneksel bir Diyarbakır evidir. Siyah bazalt taşın ağırbaşlılığı ile geniş avlunun ferahlığı, usta kalemin şiirlerinde hissettirdiği o derin ve aydınlık atmosferi mükemmel bir şekilde yansıtıyor.
Ne okunur: Otuz Beş Yaş. Şairin efsaneleşmiş bu şiiri, aynı adı taşıyan 1946 basımı kitabında yer alıyor. Avluda otururken okunacak en ideal eser.
Not: Müze pazartesi günleri ziyarete kapalı. Yola çıkmadan evvel güncel ziyaret takvimini kontrol etmekte yarar var.
2. Ziya Gökalp Müze Evi
Diyarbakırlı fikir insanı ve şair Ziya Gökalp’in doğduğu konut 1806 yılında inşa edildi ve 1956’da geçirdiği restorasyonun ardından müzeye dönüştürüldü. Yapı, Sur içindeki geleneksel sivil mimari planını yalın bir biçimde gözlemlemek isteyenler için son derece elverişli bir adres.
Ne okunur: Türkçülüğün Esasları. Seyahat esnasında ağır gelebilir. Öyle bir durumda şiir seçkilerine göz atmak yeterli olacaktır.
3. Ahmet Arif Edebiyat Müzesi
2011 yılında kapılarını açan Ahmet Arif Edebiyat Müzesi, “Hasretinden Prangalar Eskittim” dizelerinin şairine adanmış. 1927 yılında Diyarbakır’da doğan Ahmet Arif, hayatı boyunca yalnızca tek bir şiir kitabı yayımladı.
Ne okunur: Hasretinden Prangalar Eskittim. Sayfa sayısı az, fakat hayat boyu yanınızda taşıyacağınız kadar güçlü bir eser.
Not: Müze bir süredir geçici olarak kapalı. Yolculuktan önce açık olup olmadığını teyit etmenizi öneririm.
4. Cemil Paşa Konağı ve Diyarbakır Kent Müzesi
1888 ile 1902 yılları arasında inşa edilen, yaklaşık 2.000 metrekarelik devasa konak günümüzde Diyarbakır Kent Müzesi olarak hizmet veriyor. İçerisinde 1.500’den fazla eser bulunuyor; tekil müze evlerde parça parça gözlemlediğiniz yaşam kültürünü bütüncül bir şehir hafızasıyla taçlandırmak adına gezinizin sonunu buraya ayırabilirsiniz.
5. Hevsel Bahçeleri ve On Gözlü Köprü

Dicle’ye doğru, Sur sınırlarının dışına süzülen bahçeler UNESCO miras alanının ayrılmaz bir parçası. Gün batımında surların ihtişamını aşağıdan seyretmek isterseniz Mardin Kapı’dan ayrılıp bahçelerin arasındaki patikadan Dicle kıyısına inmenizi, ardından nehir boyunca acele etmeden köprüye dek yürümenizi tavsiye ederim.
Kitabı burada kapatın.
Diyarbakır’a Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır?
Diyarbakır’a ulaşım için uçak ve otobüs seçenekleri mevcut. Ben uzun yolculukları kitapla buluşmanın bir parçası olarak gördüğümden otobüs seyahatlerini bir başka severim. İstanbul Diyarbakır otobüs biletlerinin getirdiği şey sadece fiyat farkı olmuyor, uzun yol, yanınıza aldığınız kitabı bitirecek zamanı da veriyor.
Sur içinde konaklamayı seçerseniz müze evlerin tamamına yürüyerek rahatça ulaşabilirsiniz. Konak otellerinin çoğu bu bölgede bulunuyor.
Gezgin Tüyosu: Son Bir Sayı
Hevsel Bahçeleri tarafından baktığınızda köprünün kemerlerini tek tek sayabilirsiniz. 1065 yılında inşa edilen On Gözlü Köprü’nün uzunluğu 178 metre, genişliği ise 5,6 metre.