Ayvalık’a ilk seyahatim için yanlış zamanı seçtiğimi oraya varınca anlamıştım. Ağustos sıcağında Sarımsaklı’da adım atacak yer kalmamış, Cunda’daki restoranlarda boş bir masa bulmak adeta bir sorun haline gelmişti. Öyle ki o güzelim taş sokakların tadını çıkarmak yerine sadece gölge aramakla meşguldüm. Lakin eylülün ikinci yarısında yaptığım o ikinci seyahatte her şey çok farklıydı. Deniz aynı, sokaklar aynıydı ama şehrin ruhu ve ritmi büsbütün değişmişti.

İşte bu nedenle, Ayvalık’ı hep yaz sezonu bittikten sonrası için öneriyorum. Hâlâ denize girebilecek kadar sıcak, ama kasabanın asıl kimliğini sunacak kadar da sessiz.
Aynı zamanda Ayvalık benim için çantaya mutlaka bir kitap atılıp gidilecek rotalardan. Gezerken okuduğunuz satırların karşılığını sokaklarda bulabiliyor, okurken de geçtiğiniz o taş yolları hafızanıza kazıyabiliyorsunuz. Sizin için hem 3 günlük ideal bir rota çıkardım hem de çantaya atmalık kitap önerilerimi bir araya getirdim.
Neden Eylül Sonu veya Ekim?
Pek çok kişi için Ayvalık, yaz sıcağında Sarımsaklı plajından ibaretmiş gibi algılanıyor. Halbuki kasabanın asıl karakteri Cunda’da, eski çarşıda ve o dar arka sokaklarda yatıyor. Temmuz ve ağustosta bu bölgeler maalesef turist kalabalığı altında eziliyor.
Eylülün ikinci yarısıyla birlikte gündüzler hâlâ aydınlık ve ılık geçerken akşamları tatlı bir serinlik başlıyor. Ayrıca restoranlarda rezervasyon stresi rafa kalkıyor. Kasıma doğru zeytin hasadı başlayacağı için ekim ayı hem huzur bulacağınız hem de yerel halkın kendi doğal yaşamına döndüğü harika bir geçiş dönemi oluyor. Benim Ayvalık’a gitmek için en sevdiğim zaman tam da bu ara dönem.
Ulaşım: Ayvalık’ın Havalimanı Yok ama Bu Bir Dezavantaj Değil
Ayvalık’a hava yoluyla ulaşmak isteyenlerin karşılaştığı ilk durum, ilçenin kendine ait bir havalimanı olmaması. Bunu bir kısıtlama değil, seyahat planımın ilk kilit noktası olarak görüyorum. Ayvalık’ın kendi havalimanı olmadığı için uçuşu tek bir varış üzerinden değil, iki kapıyı yan yana koyarak planlıyorum. Edremit ve İzmir bu rotanın iki ayrı başlangıcı olabiliyor. Bu yüzden ucuz bilet ararken iki havaalanını da aynı takvimde deniyorum. Bazı haftalar biri, bazı haftalar ise diğeri daha avantajlı oluyor. Hatta İzmir üzerinden plan yapmak, dönüşte rotayı Foça veya Çeşme’ye uzatmak isteyenler için harika bir esneklik sağlıyor.
Kara yolunu tercih edenler için durum daha net, çünkü Ayvalık zaten İzmir–Çanakkale yolu üzerinde yer alıyor. İlçe içinde dolmuş ve taksiyle merkeze veya çevreye ulaşmak kolay olsa da Şeytan Sofrası, Cunda ve Sarımsaklı gibi birbirine uzak uçları aynı güne sığdırmak için kendi aracınızla veya araç kiralayarak gelmek işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.
Nerede Kalmalı: Cunda mı, Çarşı mı, Sarımsaklı mı?

Ayvalık’ta otel ararken tesisin adından çok “hangi bölgede kalmalıyım?” sorusu öne çıkıyor:
Cunda (Alibey Adası): Kendinizi bir “ada” atmosferinde, daha dingin bir ortamda hayal ediyorsanız doğru adres Cunda. Köprü bağlantısı olduğu için arabayla ulaşımda da hiçbir sorun yaşanmıyor.
Çarşı ve taş evler bölgesi: Akşam yemeklerinden sonra yürüyerek odasına dönmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Özellikle eski Rum evlerinden butik otele çevrilmiş yerler burada bulunuyor.
Sarımsaklı: Denizin hemen dibinde klasik bir yaz tatili konsepti arayanlara hitap ediyor ancak merkezdeki o tarihi dokudan bir miktar uzak kalıyorsunuz.
Cunda’da kalmakla Ayvalık çarşısında kalmak aynı değil. Ayvalık otelleri arasında seçim yaparken ben bu iki ihtimali ayrı ayrı listeleyip günlük programımı ona göre kuruyorum. Çarşıda kalıyorsam akşam yürüyüşlerim uzuyor, Cunda’da kalıyorsam sabah kahvelerim. Enuygun tarafında da listelenen tesislerin seçilen tarihe göre güncellendiği hatırlatılıyor. Esasen seyahat tarihim kesinleşmeden Ayvalık otelleri için net bir fiyattan bahsetmenin pek mümkün olmadığını düşünüyorum.
3 Günlük Rota
1. Gün: Ayvalık Merkez ve Taş Sokaklar
İlk günün sabahını çarşıya ayırmalısınız. Tarihi dokuyu, o harika taş evleri, eski kapı tokmaklarını ve mübadele yıllarından günümüze kalan izleri yavaşça gezin. Öğlen iyi bir Ayvalık tostu yemek klişe olabilir ama kesinlikle denenmeli. Öğleden sonra kiliseden camiye dönüştürülmüş yapıları ve eski zeytinyağı fabrikalarını gezin. Bilmeniz gereken önemli bir ayrıntı: Ayvalık Endüstriyel Peyzajı, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Buranın sadece sıradan bir sahil kasabası olmadığını kanıtlayan en güzel detay bu.
2. Gün: Cunda
Sabah erkenden köprüyü geçip Cunda’ya gidin. Restorasyon sonrası anıt müze olarak hizmet veren Taksiyarhis, adanın geçmişini tek bir çatı altında topladığı için bu rotanın kalbi. Sonrasında plan tamamen size kalmış. İster dar sokaklarda kaybolun ister sahil şeridinde turlayın. Akşamüstü ise istikamet Şeytan Sofrası olmalı. Burada gün batımını izlemek fazla turistik görünse de Ayvalık Adaları’nı tepeden gören o eşsiz manzara, tüm seyahatinizin en güzel fotoğraf karesi olabilir.
3. Gün: Çevre Keşfi ve Deniz
Eylül sonunda bile Ege’nin suları yüzmek için gayet uygun. Sarımsaklı upuzun kumsalıyla popüler bir seçenekken, daha küçük ve izole koylar arıyorsanız Cunda’nın kuzeyini tercihe edebilirsiniz. Eğer vaktiniz varsa Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda bir tekne turu yapabilirsiniz. Fakat sezon sonu olduğu için turların seyrekleştiğini hatırlatmakta fayda var. Sabah erkenden gidip bilgi almanız gerekebilir.
Rotaya Eşlik Edecek Kitaplar
Ayvalık sokaklarını gezerken mübadele döneminin edebi izlerini hissetmemek elde değil.
- Ahmet Yorulmaz, Savaşın Çocukları: Ayvalıklı yazar Yorulmaz’ın, Girit’ten Ayvalık’a uzanan bir mübadele hikâyesini anlattığı bu romanı mutlaka yanınıza alın. Cunda’nın sokaklarının neden bugün bu dokuya sahip olduğunu bu kitaptan daha iyi anlatan bir rehber bulmak zor.
- Fotis Kondoglu: Ayvalık doğumlu bir ikonograf ve yazar olan Kondoglu’nun yazıları, doğduğu topraklara duyduğu özlemi ve kasabanın “karşı kıyıdan” nasıl hatırlandığını anlamak için oldukça kıymetli.
Eğer yanınıza sadece bir kitap alma hakkınız varsa, kesinlikle Ahmet Yorulmaz’ı seçin. Zira okuduklarınız rotanızla birebir örtüşecek.
Küçük Seyahat Notları
- Ayvalık zeytinyağı coğrafi işaretlidir. Dönerken evinize veya sevdiklerinize alacaksanız doğrudan yerel üreticileri tercih edin. Bu sayede hem otantik bir deneyim hem de daha lezzetli bir sonuç alabilirsiniz.
- Cunda’daki pek çok restoran, yaz sezonu bittiğinde açık oldukları gün ve saatleri kısıtlıyor. Akşam yemeği için önceden arayıp sormak gerekiyor.
- Midilli’ye düzenlenen feribot seferleri sezonluk çalışıyor. Eğer pasaportunuz ve vizeniz (ya da kapı vizesi imkânı) varsa, seyahatinize bir gün de Yunanistan eklemek harika bir fikir olabilir.
Eğer Ayvalık’ı bugüne kadar sadece ağustos ayında ziyaret ettiyseniz, aslında orayı hiç görmediniz demektir. Bir kez de kalabalıklar evine döndüğünde, çantanızda güzel bir kitapla yola düşün. Asıl mevsimin yeni başladığını hissedeceksiniz.