İğneada’da Kamp Yapılır mı?

33
43578

Cuma akşamı haydi yarın kamp yapmaya gidelim dedik.  Hem İstanbula yakın olsun, hem denizi olsun, hem de dağları olsun gibi şartlar sıraladım arka arkaya… Sonra da daha önce gitmediğim İğneada’da kamp yapmaya karar verdik.

Niyetimiz sabah erkenden çıkıp oraya varmak ve önce deniz, sonra kamp ve mangal keyfi yapmaktı.

Planımızın ilk bölümünü başarıyla uyguladık sabah 08:00’de çoktan yola çıkmıştık. Kırklareli’nin Vize ilçesinde benzin almak için durduğumuzda bize bir dağ yolu önerdiler. O dağ yolu Longoz Ormanları üzerinden İğneada’ya ulaştıracaktı bizi. Vize aynı zamanda İstanbul’a yakın gezi rotalarından biri olan Kıyıköy’ün bağlı olduğu ilçe.

Istıranca Ormanlarından geçen dağ yolu gerçekten çok güzeldi, dar yol kilometrelerce ormanın içinde kıvrıla kıvrıla devam ediyor, zaman zaman da bir dereyle yolumuzu kesiştiriyordu.  Yolun belli bir noktasından Longoz Ormanlarına doğru kıvırılan yoldan artık devam edemeyeceğimizi anladık. Yol hem stabilize hem de çok bozuktu. Demirköy’e doğru geri döndük. Demirköy de tarihi Dökümhanesi ile bu yolculuğun görülmeye değer duraklarından biri. Ancak biz tam öğle sıcağına kalmıştık ve motosiklet altımızda gittikçe ısınıyordu. Bu yüzden durmadan yolumuza devam ettik. Yol yine çok güzel manzaralar eşliğinde bizi İğneada’ya ulaştırdı.

Amacımız hemen kamp yapacağımız yeri ayarlayıp sonra da denizin keyfini çıkarmaktı.

İğneada’daki Kamp Yerleri

GÜNCELLEME: 2017 Temmuz ayında kampa giden bir arkadaşımın notları ile İğneada kamp yerleri listesi güncellenmiştir.

1. Hemen girişte izci kampının olduğu yer. Burada sadece izciler var.

2. Girişte sağa doğru stabilize bir yoldan gidilen mezarlığın hemen ilerisinde bir kamp yeri var. Kamp için özel hiçbir düzenleme yapılmamış. Son derece ilkel ve pis bir ortam. Yolun devamı Mert Gölü’ne ve Longoz (halk arasındaki adı Subasar) Ormanlarına devam ediyor. Longoz Ormanları dünyada nadir bulunan bir ekosisteme sahip ve koruma altında.

3. İğneada’yı geçtikten sonra sahilde bir kamp yeri daha var. Burada su, tuvalet gibi ihtiyaçlar karşılanmış ancak çok kalabalık ve kamp yapanlar neredeyse koltuk takımları ile gelecekmiş. Ayrıca dere kenarında ve çok sinek var.

İğneada’da birçok kamp alanı var, hepsinin gözlemlediğim kadarıyla avantajı ve dezavantajını yazacağım. Sizin kamp anlayışınıza göre anlam bulacak aslında bu değerlendirmeler. Kimisi ıssız bir yer olsun ister, kimisi insanlarla iç içe olalım ister.

Çapulcu Mehmet Dede’nin Kamp Yeri

Gözlemlediğim kadarıyla daha çok ailelerin tercih ettiği bir yer. Hemen yolun kenarı. Tahminen çok fazla araba sesi ve sahildeki insanların sesi geliyordur. Gürültüden kaçıyorsanız, yine gürültülü bir yere gidiyor olabilirsiniz. Ateş yakmak yasak bu kamp alanında. Bu önemli bir bilgi. Çoğu kampçı (bilinçli şekilde ateş yakan ve doğayı ciddi anlamda önemseyen) ateşsiz kampın zevkinin çıkmayacağını düşünür, o yüzden önemli bir bilgi. Tuvalet gibi ihtiyaçlar burada var. Ücretli. Benim kamp anlayışıma çoooook zorda kalmadıkça tercih etmeyeceğim bir kamp alanı burası.

 Mert Gölü Yakınındaki Kamp Yeri

İğneada çarşıya indikten sonra Mert Gölü’ne doğru gidince sağ tarafta çadırlar ve kamp alanı göreceksiniz. Burası ücretsiz. Daha çok ailelerin tercih ettiği bir yer. Her yerde tontiş amca ve tontiş teyze görebilirsiniz. Çoluk çocuk epey kalabalık. Tuvaletler var. Duş kabinlerine benzeyen kabinler vardı, teyit etmek lazım duş kabini mi diye. Sahile çok yakın. Çok kötü bir lağım kokusu var yakınında. Bizim kaldığımız yere bile çok az da olsa ses geliyorsa, gece burada gürültü mutlaka oluyordur. Benim kamp anlayışıma göre tercih edeceğim en son kamp alanı burası.

Sarpdere Yakınlarında Kamp Yerleri

Sarpdere yakınlarında da güzel kamp atılacak alanlar var. Yani kamp yeri yok, sadece kamp atılabilecek düz alanlar var. Ormanın içinde kamp atabilirsiniz. Buranın dezavantajı merkeze biraz uzak olması. Eğer her şeyiniz tam ise ve eksik yok ise buraları da tercih edebilirsiniz. Tuvalet, duş gibi alanlar yok.

Orman İçindeki Kamp Yeri 

İğneada’ya birkaç kilometre kala sağa, araba yolu olan ormana giriş yapıp arabayla 500 metre kadar gidip oradaki müthiş doğaya kamp atmak en mantıklısı gibi duruyor. Burası hakkında madde madde bilgi verecek olursam:

  • Gece kamp atılırsa ıssız bir yer sayılabilir. Ama gündüz gözüyle gidip keşif yaptıktan sonra kamp atılırsa müthiş bir güvenle uyuyabilirsiniz.
  • Köpek sesleri başta korkutucu gelebilir ama kampın ikinci gününde köpeklerle kanka olmanız yüksek ihtimal. Gelip sizle takılıyorlar, yemeğinize ortak oluyorlar, ateşin etrafında onlar da oturuyor. Saldırgan köpeklere denk gelmedik.
  • Vahşi hayvan göremedik. Fakat doğa bu, her şey olabilir.
  • İki tane çiftliğe yakın sayılır. Ama anayola çok yakın değil, daha iç taraflara giderseniz daha az araba sesi gelir. Ama sadece orman sesi ve doğa sesini duyuyorsunuz.
  • Sabah 7-8 civarı çoban, büyükbaş hayvanları otlatmaya çıkarıyor. Çadır kurduğumuz yerin yakınına bile gelmediler.
  • Yolun ilerisinde moloz döküldüğü için oradaki tuğla ve taşlarla korunaklı bir ateş alanı kurabilirsiniz. Ateş yakmak, üstünde çay ve kahve pişirmek, yemek yapmak bambaşka bir keyif ama lütfen çok dikkatli olalım. “Kontrol ederim yeaa” demeyin, etrafını taşlarla tuğlalarla mutlaka sarın.
  • Burası çok serin! Sürekli serin! Mutlaka 10 derece uyku tulumu ya da kalın elbiseler bulundurun yanınızda. Ağaçların arasında olduğunuz için güneş rahatsız etmiyor.
  • Sinek, böcek çok var ama dumandan sonra pek kalmıyor etrafta.
  • Oldu da bir şeye ihtiyacınız oldu, merkeze uzak gibi dursanız da 5-10 dakikada bir araçla merkeze varabiliyorsunuz.
  • Rahatsız eden, karışan yok bu alanda. Zaten kimse yok.
  • Dezavantajı: Tuvalet, duş kabini gibi alanlar yok. Çünkü doğayla iç içesin burada. Duş almadan yapamam, tuvaletimi tuvalete yapabilirim sadece diyen biriyseniz, dediğim gibi 5 dk uzaklıktaki merkeze gidip gelebilirsiniz.
  • Düz bir alan var, engebeli değil. Çadır kurmaya müsait.
Sahil kıyısındaki kamp alanı

Buradan itibaren eski yazıdan devam: 

Bütün kamp alanlarını keşfedip ümitsizliğe kapıldık. Çay bahçesinde otururken köyden amcalarla sohbet ettik. Longoza doğru gidin içine kamp kurun ama gece kurun, Longoz’da kamp yapmak yasak dediler.  Halk büyük oranda Bulgarca konuşuyor. Tamam yapalım ama su yok. Mangal keyfimiz de hayal oldu.

Kamp ve mangaldan vazgeçip pansiyon/otel aramaya başladık. Ama yer yok. Yok, yok, yok. İğneada’nın tam göbeğinde kocaman bir otel var, gecesi kişi başı 169 TL imiş. Orada bile yer yok. Sıcak başımıza vurdu ve acıktık, oturduk merkezdeki restaurantlardan birinde karnımızı doyuralım dedik. O sırada kurtarıcımız Emre Ayan’dan telefon geldi. Bizim için 20 yeri aramış ve bir pansiyonda yer bulmuş. Ona minnet ve teşekkürlerimizi iletip pansiyona gidiyoruz hemen. Temiz pak, şirin bir yer Uğur Pansiyon. Bir gece için 60 TL veriyoruz. Hemen yerleşip denize gidiyoruz. Giderken de sahilde dondurma keyfi yapıyoruz.

Deniz son derece yosunlu. Aslında dalgasız, kumluk ve temiz ama yosunlar nedeniyle hem çok ağır bir kokusu var hem de yüzmek na-mümkün. İkinci hayal kırıklığımızı da yaşayıp biraz güneşlenmekle yetiniyoruz.

Döndükten sonra öğrendim ki, Beğendik Köyü’nün denizi pek güzel ve yosunsuzmuş. Gidecek olanlar oraya doğru devam edebilirler. Ertesi sabah İğneada’nın hemen 4-5 km. ötesindeki Liman Köy’e de gidiyoruz. Pek görmeye değer birşey bulamıyoruz.

Dupnisa Mağarası

Dönüş yolunda dönüş rotasından biraz çıkıp çok merak ettiğim Dupnisa Mağarasını görmeye gittik. Yol yine son derece bozuktu. Yolun bir kısmına asfalt, bir kısmına da mıcır dökülmüştü ve her ikisi de touring motosikletimiz için zorlayıcı idi.

Dupnisa Mağarasına ulaştığımızda yolun durumunu anında unuttuk. Mağaranın girişinde piknik alanı oldukça kalabalıktı. Kamp yapmaya da müsait çok güzel bir yer burası. 3.200 metre uzunluğundaki mağaranın bir kapısından girip diğerinden çıkılabiliyor.  Yer yer daralan, yer yer genişleyen mağara kesinlikle görülmeye değer.

Dönüş yolunda İstanbul’a girişte tabii ki trafikle karşılaşıyoruz, neyse ki motosikletleyiz.

İğneada’ya haftasonu trekking turları ile gitmek ya da motosikletle değil de araba ile gitmek daha iyi bir alternatif olabilir. Çevresindeki irili ufaklı göller ve Longoz Ormanlarının içlerine doğru ilerlemek eminim çok daha keyifli olacaktır.

İğneada Mert Gölü

Kimseye sormadan, kendi imkânlarımızla bulmaya çalıştığımız ama sazlıktan başka bir şey göremediğimiz ünlü Mert Gölü J Yazın pek bu gölü görmeniz mümkün olmuyormuş. Yani fotoğraflardaki görüntüyü görmeyince ağlamayın. Milli Park tabelasının olduğu yerden girerseniz tüm göller arka arkaya sıralanıyor. En yakını Mert Gölü 3 km, Hamam Gölü 8 km, Saka gölü 17 km…

Hamam Gölü

Mert Gölü’nden sonra geliyor. Belli bir yere kadar arabayla gidilebiliyor, tozlu, bozuk bir yol var. Sonra ormanın içinde yürüyüş yolu başlıyor. Yaklaşık 1 km kadar yürüdükten sonra da göle ulaşıyorsunuz. Gölün kenarında oturup doğayı dinleyebilirsiniz. Saka Gölü’ne gitmedik.

Sarpdere

Sarpdere’de müthiş bir görüntü var. Buz gibi derenin içine ağaçtan yapılmış sandalye masalar atılmış. Buz gibi suların içinde ayaklarınız ve çayınızı yudumluyorsunuz. Huzur dolu bir yer. Tabii bizim gibi Pazar günü giderseniz epey kalabalık…

Manyetik Yol

İğneada’dan Pınarhisar’a doğru giderken yokuş yukarı manyetik bir alan var ve araba yokuş yukarı çalışmadan çıkıyor. Çok garip evet. Böyle bir şey nasıl olabiliyor diye düşünüyorsun araba kendi kendine giderken.

İstanbul’a yakın, haftasonu için değerlendirilebilecek bir alternatif rota İğneada.

 

33 YORUMLAR

  1. ehühühühühhühü 🙂 istanbula yakın görülesi-kamp atılası yerler için buralarda dolanıyordum da, gördüm ki Dupnisa’ya girmişsiniz Sevil Hanım 🙂 ben sizin gibi motoruma atlayıp gezemiyorum 🙁 ama en azından Dupnisa’nın turistik olmayan yerlerini de görebiliyorum, buna da şükür :D:D çok güzel bi çağlayanı vardır içinde,görsen bayılırsın…
    takipteyim,öptüm 🙂

  2. bu yaz igneadaya motorumla 6 defa gitim. manzara olarak süper. ormanda gitmeyi seviyorum. ama motoru ada yollarıa elverişli olmadıgı için gecen gün sattı simdi cross alıcam.. ama igneadada denize girmek istiyorsanız sbahları saat 07 :30 ile 11:00 arasıda tavsiye ederim.. yosunun olmadıgı zmn aralıgı cunku. öglenden sonra sadece yosun oluyor deniz..

  3. Çok faydalı bir yazı olmuş. Emeğinize teşekkürler. Bu hafta biz de gitmeyi düünüyoruz. Ama kamp işinden korktum. Riskli olabilir. Gerçi macerayı severim 🙂 Gerçekten çok müthiş bir mekan. Off road aracı gitmek için daha uygun sanırım.

  4. biraz eksik ve yanlış anlatmışsınız. begendik köyü sahilinde kimse yuzmek çok tehlikeli ve ıssız bir plaj herhangi bir terslikte yardımınıza gelecek kimse yoktur. Liman köyde 1800 yıllarda yapılan tarihi fransız deniz feneri vardır. sisliova ve mutlu derede görülmesi gereken yerlerdendir.

  5. 2015haziran ayında ailece cadır kurmak ıcın ıgne adaya gıtmeye nıyetımız var aılece duracagımız neresı var acaba bılgı rıca edebılırmıyım ucretler nedır

  6. merhabalar gezi notlarınızı dikkatlice okudum ama gerçekten gitmeyi çok istediğim iğneada dan vazgeçer gibi oldum acaba gittiğiniz tarihlere bakarsak belki o zamanlar öyleydi ama şimdi birazdaha düzelmiştir diye avuttum kendimi çadır kamp ı yapmak için bahsettiğiniz iğneada da ki mekanları yinede araştırmaya devam etmek istiyorum güncel bilgiler varsa çok iyi olur teşekkürler

  7. Merhaba, Dupnisa Mağarası’nda kamp yapmaya müsait yer var demişsiniz, kamp yeri kalabalık mı? insanların bol olduğu bir yer mi? sessiz sakin bir yer arıyorum ben, böyle bir yer bulabilir miyim?

  8. İğneadayı yerden yere vurup sonunda “İstanbul’a yakın, haftasonu için değerlendirilebilecek bir alternatif rota İğneada” demişsiniz fakat gitmek isteyen herkes bu yazı yüzünden vazgeçti bile 🙂 Yazınız olumlu mu olumsuz mu anlayamadım.

  9. iğneada cennetten bir köşedır arkadaşlar..çıkışa doğru kamp alanı var ve yeterince büyük…şu tuvalet duş bulunuyor kampta…..

  10. malesef yanlış bilgi var iğne adada bulgarı veya bulgarca konuşan türk ü nerden buldunuzu anlayamadım. onun dışında nispeten başalrılı bir yazı .😁

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here